23 Takipçi | 7 Takip
Diğer İçeriklerim (241)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
04 05 2011

Usame Binladin Öldürüldü..

Süper gücün hedefi :  Usame Binladin   ·       Kim bu Usame?          ·       Bu gücü nereden alıyor ? ·       Nasıl Terörist  Oldu ? ·       O’nu bu hale  kim getirdi ?

İşte Olayın Hikayesi.. Muzaffer DELİGÖZ (*) Görüldü ki ABD bir kişiye, Usame  Binladin’e 10 yıldır savaş açtı. Bir devlete açılan savaş gibi planlamalar, çalışmalar yapıldı. Bütün bunlara rağmen Usame 10 yıl yakalanamadı. Amerika’nın gelişmiş teknolojisi, uluslararası gücü bunu sağlayamadı. Sonunda ABD, Usame’yi öldürdüğünü açıkladı. Usame Binladin Kimdir ? Usame Binladin, Suudi Arabistan’ın tanınmış ve büyük şirketler topluluğu BİNLADİN firmalarının sahibi Şeyh Muhammed Binladin’in oğludur. Muhammed Binladin, aslen Yemen’in Hadramut bölgesinden olup, Osmanlı döneminde 1925 yıllarında, Suudi Arabistan’a geldi.

Muhammed Binladin’in 11 eşinden 30 kız, 24 erkek toplam 54 çocuğu oldu. Usame 17. erkek çocuk olarak dünyaya geldi. Usame’nin ise 4 eşinden 5 kız, 5 erkek toplam 10 çocuğu oldu. Usame, Hicri 1377 Miladi 1957 yılında Riyad'ta dünyaya geldi. Cidde Abdülaziz Üniversitesinden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu.

Usame 1973 yılında 16 yaşında

Muhammed Binladin’in Yükselişi Kral Abdulaziz 1932 de Suudi Krallığını ilan edince Cidde’de gerekli olan Hükümet Sarayını yaptırmak istedi. O sırada küçük inşaat işleri ile uğraşan, okuma yazması olmayan, Yemenli bu inşaat ustası, Saray İnşaatına başladı. Sarayı tamamlayan Muhammed Binladin Kralı memnun etmişti. Kral, daha sonra bir çok  inşaat işini Muhammed Binladin’e yaptırdı. Krala olan bu yakınlığından istifade eden Binladin’in,  devletin inşaat işlerinin kendisine verilmesi için söz aldığını, hatta, bir kağıda bunu yazdırdığını söyleyenler de var.

Muhammed Binladin bir süre sonra bir inşaat şirketi kurdu. O günden bu güne, Suudi Arabistan’da devletin inşaat işlerinden istediklerini, hiçbir ihale yapılmadan Binladin şirketleri alır. Kral sarayları, Mekke ve Medine’deki Harem-i Şeriflerin genişleme projeleri, İslam Sitesi, Minareler vs.. hep Binladin Şirketlerince yapıldı. Binladin Firmaları  daima Türk işci ve firmalarını tercih ettiler.

Suudi Arabistan asıllı olmayan Binladin ailesi, bir prensip olarak hiç bir zaman Siyasi meseleler içinde olmadılar. Suudi geleneğinde belirli Suudi aileleri devletin çeşitli görevlerini paylaşırlar. Bu onların bir hakkı gibi algılanarak, görevler aralarında bölüşülmektedir. Binladin ailesi ise, hiçbir zaman bu görevlere talip olmadı, yönetimden pay istemedi.

Onlar, Ülkenin en büyük şirketi olan Binladin Holding’in getirisinin, resmi görevlerden daha büyük olduğunun farkında idiler. Bu anlayış Muhammed Binladin tarafından bütün çocuklarına telkin edilmiş ve O’nun ölümünden sonra da devam etmiştir.

Bunun tek istisnası Usame Binladin oldu. O da, resmi bir görev isteme şeklinde değil, kaderin ördüğü ağ O’nu devletin yönetimine talip olma gibi bir misyona taşıdı.  Usame, Suudi krallığının devrilmesini, yerine İslami bir idarenin getirilmesini istiyordu. Usame Binladin bu Devlet’te görev alacağına dair hiçbir zaman bir beyanda bulunmadı ve idareye talip olmadı.

 

Usame’nin 54 Kardeşi ve Miras

Usame’nin babası Muhammed Binladin kaza sonucu ölünce, erkek çocuklar mirasları arasında paylaşmak istediler. Erkek çocukların Binladin Şirketlerine kız kardeşlerini ortak kabul etmek istememelerinin sebebi; o güne kadar bu şirketlerin kuruluş ve çalıştırılmasını erkeklerin yapmış olmaları idi. Bunlar arasında önde gelenler Bekir-Salih-Usame-Mahrus-Ömer Binladin idi.

Bunun üzerine, Muhammed Binladin’in kızları mahkemeye müracaat ettiler. Mahkeme kızların da şirketlerde hissesi olduğuna karar verdi. Bu sebeple yıllardır kızlar şirketlerin karlarından hisse almaktalar. Binladin şirketleri daha sonra Binladin Holding olarak Suudi Arabistan’ın en büyük şirketler topluluğu haline geldi.

 

Usame’nin Dini Hayatı ?

Bilindiği gibi Suudi Arabistan’ın resmi mezhebi “Vahhabi” liktir. Şu anda Medine Şeriat Fakültesi dışında bu mezhebin tatbiki için pek çalışan yoksa da, konuşmalar ve tatbikat gösterişlerinde bu mezhep dışı hareketlerde bulunulamaz. Yine bilindiği gibi Vahhabilik, tarikatlara şiddetle karşı olup, bazı  tarikat uygulamalarını küfür gören bir mezheptir. Bunun Suudi Arabistan’daki tatbikatı sebebiyle, hiçbir tarikatın bu ülkede mensupları olamamıştır.

Bu böyle olmasına rağmen, her yasağın ilgi çekmesi gibi, birçok Suudi vatandaşı da “tarikat”lara ilgi duymakta ve hatta gizli olarak tarikatlara girmektedir. Usame’nin de, Vahhabiliğin tarikat yasağına rağmen, tarikata girdiğini, arkadaşları ile şehir dışına çıkarak zikir yaptıkları söyleniyor. Ne derece doğrudur bilemiyorum, Bunu beraber çalıştığım Mısırlılar’dan duydum. Mısırlılar tarikatlara ilgi duyarlar. Zaten ülkelerinde serbestçe tarikat dersleri alınıp, serbestçe zikir toplantıları yapabiliyordu.

 

Binladin Holdingin Doğuşu,

El-Baha şehri üzerinde inşaatla ilgili bir keşif sırasında özel uçağının 1967 de kaza geçirmesi sonucu Şeyh Muhammet’in ölümünden sonra şirketler Usame’nin de içinde bulunduğu 54 çocuğuna kaldı.  Kardeşler ticari hayatlarına birlikte devam ettikleri halde, Usame miras hakkını alarak kendi ticari şirketini kurdu. Ticari çalışmalarında büyük bir servete sahip oldu.

Usame bu servetini hayır işlerinde kullandı. İşgal edilen İslam topraklarındaki Müslümanlara yardımda bulunmayı hayatının gayesi haline getirdi. Bu sebeple de servetiyle ve bizzat savaşların içinde bulundu.

Binladin’in bu konudaki ilk faaliyeti, Ruslar tarafından işgal edilen Afganistan’a yardımla başladı. Önceleri maddi olan yardımlar daha sonra Suudlu gençlerin teşkil ettiği askeri birliklerle savaşa katılması ile devam etti. Binladin’in kurduğu Suudi birlikleri Afganistan’da olduğu gibi Bosna’da da savaşlara iştirak etti ve büyük zaferler kazandı.

Bu çalışmaları özellikle Suudi Arabistan olmak üzere Arap Ülkelerinde büyük yankı uyandırdı. Afganistan ve Bosna’ya yardımlar Usame yoluyla yapılmaya başlandı. Yardım toplantılarında bir gecede milyonlarca dolar toplandığı görülüyordu.

Bu çalışmalarda bulunan Usame hiçbir zaman Arap Milliyetçiliği yapmadı ve bunu gösteren beyanlarda bulunmadı. Referansı hep İslam oldu. Ömürlerini Arap Milliyetçiliği ile geçiren Arap Devlet ricali bu sebeple Binladin’i sevmedi. Belki de Usame, Suud’da olduğu gibi diğer Arap Liderlerinin de korkulu rüyası oldu.

 

MEHDİ HADİSESİ ve Kabe’nin İşgali   1981 yılında Mekke’de kendisini Mehdi ilan eden bir kişi, tâbileri ile birlikte Kâbe’yi işgal etmişti. Kâbe’de insan öldürmeyi bırakın, silahlı bulunmanın dahi yasak olmasına rağmen, İşgalciler ve Suudi hükümet güçleri silah kullanmışlar ve birçok insan ölmüş, bir kısmı da yakalanarak, kılıçla idam edilmişti. Bilindiği gibi, Kâbe’ye girişte askerler herkesi kontrol ederler, hiçbir suretle küçük bir paket dahi içeri sokulmaz. Buna rağmen işgalciler içeriye büyük miktarda gıda ve silah sokmuşlar ve günlerce askerlere karşı direnmişler.. Ben o hadiseden birkaç hafta sonra S.Arabistan’a gitmiştim. Kâbe’ye giriş hala yasaktı ve uzun süre de yasak oldu. İçerideki operasyon izleri giderilmeye çalışılıyordu. Giriş serbest olduğu zaman gördük ki, Kâbe’nin etrafını çeviren revaklarda yüzlerce kurşun izi hala duruyordu. Hatta Kabe kapısındaki kurşun izlerinin giderildiğini söylediler Yapılan tahkikatta İşgalcilerin malzeme ve silahları, Binladin firmasının araçları ile içeri soktukları anlaşıldı. Zira o sırada Kâbe’nin alt kısmında yapılan ve birçok Türk işçisinin de çalıştığı genişleme ve Zemzem Tevsii inşaatını Binladin Firması yapıyordu. Binladin kardeşler için bu çok kötü bir durum olmasına rağmen, kendilerinin bir suçu olmadığı anlaşıldığından Devletle iyi ilişkileri devam etti. Usame’nin Ortaya Çıkışı

Afgan Mücahitlerine yapılan yardımları yeterli görmeyen Usame, bilfiil savaşın içinde bulunmak istiyordu. Bu sebeple Suudi Yetkilileri ikna ederek Suudlu gençlerden bir Birlik teşkil etti. Bu gençlerin 1979 dan sonra Afganistan’a  ilk gidişlerinde Suudi hükümeti gençlerin yol paralarını verdi, masraflarını karşıladı. Bu gençlere Afganlılar (Afgan Arapları) adını taktı. 80 lerde Üsame bu çalışmalarını “Cihad=Kutsal Savaş” olarak takdim ediyordu.

Usame yanına aldığı binlerce Suudlu genç yanında Ürdün-Filistin-Yemen ve Mısır’dan gelen 4-5 bin gönüllüyü de Afganistan ve Bosna’ya savaşmak için gönderdi. Bu sırada, ABD de, CIA da Usame ile beraber çalışıyordu. Hatta ABD kendisine pasaport verdi, CIA silah alması için yardımda bulundu. Usame’nin bu faaliyetlerde kullandığı Amerikan Pasaportunun Numarası 2110 / 37idi. Bir defasında Afganistaniçin eski Yugoslavya'dan silah ve diğer ekipman satın almak için,CIA yetkilisi ve yanındakilerle birlikte  26.Haziran.1986 tarihindeTürkiye’den  Belgrad'a geçiş yaptılar. Bu seyahatte 100 milyon $ silah ve mühimmatın satın alındığını BETA Haber Ajansı duyuruyordu. (Alıntı: Banja Luka Patriot dergisi)

> B-H Magazine Reports Bin Ladin Visited Belgrade in 1986 With US Passport

Usama Bin Ladin, visited Belgrade 16 years ago, with the knowledge of CIA, in order to buy weapons and other equipment from the former Yugoslavia for Afghanistan, where the Soviet intervention was underway, the Banja Luka Patriot magazine writes. 

Bin Ladin arrived in Belgrade via Turkey and that he was accompanied by Fahti Mohamed, an official from the Afghanistani resistance movement,

The report says that the first two had US passports-- the number of Bin Ladin's passport was 2110 / 37 and that of Fahti Mohamed was F-369-069.

Belgrade BETA in Serbo-Croatian 0910 GMT 29 Apr 02                                        

Text of report by Serbian news agency Beta
The world's most wanted terrorist, Usamah Bin-Ladin, visited Belgrade 16 years ago, with the knowledge of CIA, in order to buy weapons and other equipment from the former Yugoslavia for Afghanistan, where the Soviet intervention was under way, the Banja Luka Patriot magazine writes.
Citing parts of Dejan Lukic's book, "History of Disease" ["Istorija Bolesti"], which, as stated, should soon be published, the magazine claims that Bin-Ladin arrived in Belgrade via Turkey and that he was accompanied by Fahti Mohamed, an official from the Afghanistani resistance movement, Osman, a Turk with residence in the United States, and Milica Karauglu, a Yugoslav woman who was married to a Turk.
The report says that the first two had US passports - the number of Bin-Ladin's passport was 2110/37 and that of Fahti Mohamed was F-369-069. Osman had a Turkish passport with the number 347137.
Patriot writes that they arrived in Belgrade on 25 June 1986 and that they visited the SDPR [Savezna Direkcija za Promet Roba - Federal Procurement Directorate] headquarters, a Yugoslav organization involved in, among other things, the sale and purchase of weapons.
They were reportedly after various types of weapons from Yugoslavia, all types of camouflage, various types of ammunition, light off-road vehicles, communication equipment, portable radars, and laser devices for measuring distances.
The report says that they were prepared to pay $100 million for everything they were after and that the goods were supposed to be delivered to Afghanistan via Karachi and through Pakistan.
(Source: BBC Monitoring / Beta news agency, Belgrade)

 

Usame, Irak’a Karşı Savaşmak istiyor

Usame Binladin, Suudi Arabistan’ın çeşitli şehirlerinde  (İslam yurdunu savunmada cihadın rolü) konulu konferanslar vererek, on bine yakın genci toplayıp Afganistan’a göndermiş ve bunların bütün masraflarını kendisi ödemişti. Bu gençler Afganistan’da çok zor şartlar altında eğitimden geçirilerek cepheye gönderilmiş ve Ruslarla savaşmışlar, bazıları şehit olmuş, bazıları da yaralanmıştı.

Ancak daha sonra Suudi Hükümeti bu kadar Suudlu gencin silahla tanışmasından korktu. Amerikalılar Krala “bunlar savaş tekniklerini öğrendiler. Ülke içinde tehlikeli olabilirler” sinyali verdi. Bunun üzerine Kral önce yardımlarını kesti. Sonra Usame’ye ihtarda bulundu. Daha sonra da Usame’nin pasaportuna el koydu. Ancak araya girenler pasaportu geri aldılar.

Binladin, Suudi Devletiyle arasını bozmamak için, Afganistan’da çarpışan gençleri Körfez harbi sebebiyle Suudi Arabistan’a getirdi.Ruslarla savaşmış olan on bin Suudlu gencin Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetlerininemrine verildiğini açıkladı.

Bu gençlerin, “Suudi Arabistan’ın mukaddes topraklarını savunmak için yurtlarına döndüğünü” belirten Üsame Binladin “eğitim gören genç mücahitlerle Afganistan dağ ve tepelerinde çok zor şartlar altında savaşlara katıldık. 1987 yılında meydana gelen ÇEKİ savaşında Suudlu mücahitler Ruslara karşı 27 gün zorlu bir mücadele verdi ve bu savaşı kazandılar. Arap mücahitlerinin kahramanlığına Hikmetyar ve Fayyat  şahittir. Ashab-ı Kiramın torunları, Celalabad savaşlarında da çok önemli başarılar kazandılar. Vatan topraklarının müdafaası için silaha sarılan bu gençler, daha güçlü Rus ordusunu yendikleri gibi,  Saddam’ın gaddar ordusunu da Allah’ın izni ile yeneceklerdir.” demekte idi.

Arap mücahitlerinin şeyhi olarak tanınan Usame Binladin, önce Dammam Milli Muhafız Kuvvetleri Konferans salonunda verdiği bir konferansta da; “ Iraklı Baascıların mukaddes topraklarda gözü olduğunu, Müslüman Irak’ta İslam’ın meşalesini söndürdükten sonra mukaddes topraklarda da söndürmeyi planladıklarını”  söylüyordu.

Bu gençler üzerinde Binladin’in etkisinin hala devam ettiğini gören hükümet, Binladin’i gözaltında tutmaya başladı. Bu arada çıkan Bosna Harbine bu gençlerden büyük bir kısmı iştirak etti. Ancak Binladin bizzat kendisi gidemedi. 

 

Usame Saldırılara Başlıyor..

Bu arada Binladin, CIA ile ilişkilerini durdurmadı, devam ettirdi. ABD, Suudi hükümeti ile Binladin aleyhinde anlaşınca, Binladin ABD hakkındaki fikirlerini de ortaya koymaya başladı. Özellikle Filistin konusunda ABD’nin tutumunu tenkit eden Binladin, Suudi Arabistan içindeki Amerikan tesislerine karşı saldırılara başladı. Birçok Amerikalı öldü. Bu sebeple 7 Suudlu gencin başları kılıçla kesilerek idam edildi. Artık Suudi-Binladin harbi de başlamış oldu.

Suudi Hükümeti Usame’yi tam kontrol altına almak istedi. Usame S.Arabistan’da kalamayacağını anladı. Suudi Hükümetinin niyetinin iyi olmadığını gören Binladin, başka devletlerde kendine yer aramaya başladı.

1990 Körfez Harbinden sonra Suudi hükümeti Usame’nin bütün mal varlığına el koydu ve vatandaşlıktan çıkardı. Ancak Usame bunun tedbirini çoktan almıştı. Gizlice kaçtığı Sudan’a yerleşti. Suudi hükümeti ile işlerini bozmak istemeyen Binladin Kardeşler ise, Suudi basınında “Usame ile kardeşlik bağı dışında hiçbir alakalarının olmadığını ve faaliyetlerini tasvip etmediklerini” belirten ilanlar yayınladılar. Bu ilanlarda Usame’nin faaliyetlerini “Bütün dinlerin ve insanlığın iğrenç kabul ettiği bir çalışma“ olarak belirten kardeşleri “ailenin bunu kabul etmediğini ve kınadığını” açıklıyorlardı.

 

Bosna’ya Yardım

Bu gelişme üzerine, Afganistan ve Bosna’ya yardım etmekte olan Suudlu zenginler Binladin grubunun dışında çalışmaya sevk etti. Birçok Suudlu zenginin, bir gece toplantısında birkaç milyon dolar topladığı duyuluyordu. Bu paraları toplayanlar ülkenin en zengin ve itimat edilen kişileri olması yanında, paraların ihtiyaç yerlerine gönderilmesi de Suudi Hükümetinin kontrolü dışında oluyordu.  Afganistan ve Bosna’ya yardım toplamak için kurulan bu teşkilatlar da Suudi Arabistan hükümetini korkuttu..

Suudi hükümeti  “yardımların tek elden yapılması” gibi bir bahane ile, bu teşkilatların yardım toplamalarını yasakladı. Kendisi de Merkezi Riyad’da olan “Heyet-il Ulya” ismiyle bir Yardım Kurulu oluşturdu.  Bu Teşkilatın başına getirilenler arasında büyük bir Türk dostu da bulunuyordu. “Heyet-il Ulya” nın başına, Riyad Emiri (Valisi) getirilmişti.

Buna rağmen Suudlu zenginlerin devlet dışında yaptıkları yardımlar durmadı. Özellikle Bosna da “İGASE” teşkilatına değişik ülkelerden aldıkları yardımları ulaştırmaya başladılar. Bu sırada  Arap Zenginlerinin Türkiye’den aldıkları yardım malzemeleri de 4 gemi ile Bosna Mücahitlerine IGASE isimli Yardım Derneğince ulaştırıldı. İGASE aslında, Usame Binladin’in kontrolünde çalışıyordu.  Diğer Devletlerden gelen yardımlar gibi, Suudi Devletinin resmi Yardımları da Kızılhaç’a gidiyor, büyük bir bölümü Bosna Mücahitleri yerine Sırplara veriliyordu.

 

Usame, Sudan’a Yerleşiyor

 

 

 

 

Binladin, Suudla ve ABD ile arası pek iyi olmayan ve İslami kimliğini öne çıkaran Sudan Hükümetinin müsamahası ile 1991'deSudan’a yerleşti. Ancak Sudan hükümeti baskılara dayanamayınca, kendisinin ülkeyi terk etmesini nazikçe istendi.  Binladin için artık gizlilik ve göçmenlik başlıyordu.

Artık ABD, Usame’nin dostu değildi. Bunun farkına varan Usame’nin ABD ile her türlü ilişkisini keserek ABD askerlerine karşı saldırılarda bulunmaya başladı. Bunlar çoğalarak devam etti.

 

Terör Faaliyetlerinin Başlaması

Kurulan El-Kaide örgütü, başka örgütlerin tersine Merkezi bir yönetimle idare edilmiyordu. Bu sebeple de Usame’nin örgüt’teki faaliyetleri kontrol etme imkanı yoktu. Bunun en güzel örneği 16 Ağustos 2005 tarihinde El Kaide'nin en önemli 5 adamı arasında sayılan Suriyeli terörist Luai Sakra'nın yakalandığında verdiği bilgiye göre; İngiltere'deki bombalamayı Usame bin Ladin'in "Bizim çocuklar mı yaptı?" diye O'na sormuş olmasıdır.

Artık Usame İslam adına İslam Düşmanları ile savaşan bir mücahit görüntüsüne girmişti. Yapılmış Web sayfaları ve çeşitli yollarla dünyanın her ülkesinden kişiler birer El-Kaide hücresi kurarak Usame’nin faaliyetlerine dahil oluyorlardı ama bunlardan Usame’nin haberi dahi olmuyordu. Zira İkiz kuleler hadisesinden sonra Tv-Telefon-telsiz gibi aletleri kullanamıyor, bir durduğu yerde ikinci gün duramıyor, devamlı Afgan dağlarındaki magaralarda yer değiştiriyordu. ABD nin başına 25 milyon ödül koyması da bunu tetikliyordu.

Her hücre artık bir terör örgütü haline gelmişti, ABD ve Avrupa’lıları vuracak olan İslam Mücahitleri (!) daha çok Müslümanları öldürmeye başlamıştı. Bunun örnekleri Irak’ta, Türkiye’de ve diğer birçok ülkede görülmeye başladı. Bu artık İslami bir Cihad ve faaliyet olmaktan çıktı, Ülkelere hakim olmak isteyen ve kendilerine taraftar olmayanları öldüren bir çark haline dönüştü. Bu da Binladini, ne kadar iyi niyetli olursa olsun Bir Terör Örgütü Lideri haline soktu.

 

Terör Faaliyetleri Genişliyor

Usame artık ABD askeri tesislerini hedef seçmişti.1993 de Somalide’ki ABD Birliklerine operasyon, 1996 da Suudi Arabistan Dahran / Kobhar, Somali ve Yemen’de ABD personeline bombalı saldırılar yapıldı.  Arkasından, Ağustos–1998 de Kenya’da bomba yüklü bir araç ABD karargâhında patlatılarak 291 kişinin öldüğü terör hareketi geldi.

İntihar saldırıları düzenlemeye başlayan örgüt, ABD'nin dış temsilciliklerini hedef aldı.

 

Usame’nin en Büyük Saldırısı: İkiz Kuleler ve Pentagon

Usame’nin en büyük terör saldırısı, 2001 yılında Dünya Ticaret Merkezi'nin iki gökdelenine ve Washington'daki Pentagon'a saldırısıdır. Tarihin en çok can kaybına yol açan saldırısında 3 bin civarında kişi öldü veya kayboldu.

Bu saldırılardan sonra adından en çok bahsedilen kişi Usame Binladin oldu.

ABD, Usame’nin yakalanması için Afganistan’da savaş yapılmasını bile göze aldı. Başına milyonlarca dolar ödül konuldu. ABD, Irak’a yapacağı harekâtta bile El-Kaide ilişkisini deliller arasında sayıyordu.

Pentagon ve İkiz Kulelere yapılan saldırıdan sonra ABD; Müslümanlar özellikle de Araplar hakkındaki görüşlerini beyana, yazıya, tatbikata, dökünce Araplar arasında bir düşmanlık meydana geldi. Bu hınç, Arap halklarında Binladin sevgisine dönüştü.

Örgütün ilk ses getiren eylemi 1993 Şubat'ında New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne patlayıcıyla düzenlenen ve 6 kişinin öldüğü, 1.000 kadar kişinin yaralandığı saldırı oldu. Bu eylemden sonraki üç yılda Suudi Arabistan'daki ABD askerlerini hedef alan saldırılar düzenleyen El Kaide, 1998'de Kenya ve Tanzanya'daki Amerikan büyükelçilikleri yakınlarında patlayıcı yüklü iki araçla eşzamanlı saldırı düzenledi. ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığına karşı savaş açan örgütün, 2000 yılında Yemen'de Amerikan destroyerine düzenlediği saldırıda 17 ABD askeri öldü. Bu tarihten sonra örgüt Fas, Tunus, Endonezya, Türkiye, İspanya, İngiltere, Mısır, Ürdün, Cezayir ve Hollanda'da kanlı eylemler düzenledi.

Filistin’de, bir avuç Yahudi’ye hiçbir şey yapamayan Arap devletlerinin rağmına, şimdi bir tek kişi İsrail’in yandaşı Süper güce karşı çıkıyor, O’nu kalbinden vuruyor, yakalanamıyor ve de karşı tarafça ciddiye alınan ve büyük önlemlere sebep olan tehditlerini savuruyordu. Usame’nin başına milyonlarca dolar konulmasına rağmen; saklandığı yerlerde korunmasının, ele verilmemesinin sırrı işte budur. Usame hakkında FBI tarafından yayınlanan bülten'de 25 milyon $ ödül verileceği belirtilmesine rağmen yakalanamamasının sebebi bu görülüyordu. Özellikle, süper devlet olarak ABD nin bir şahsa karşı savaş açması, bütün teknik imkânlarına ve üstün gücüne rağmen O’nu yakalayamaması, ABD’ne karşı tehditlerde bulunup, ABD’ce bunun ciddiye alınması Onu kahramanlaştırdı.

MURDER OF U.S. NATIONALS OUTSIDE THE UNITED STATES; CONSPIRACY TO MURDER U.S. NATIONALS OUTSIDE THE UNITED STATES; ATTACK ON A FEDERAL FACILITY RESULTING IN DEATH

                    USAMA BIN LADEN

Date of Photograph Unknown

Aliases:Usama Bin Muhammad Bin Ladin, Shaykh Usama Bin Ladin, the Prince, the Emir, Abu Abdallah, Mujahid Shaykh, Hajj, the Director

REWARD

The Rewards For Justice Program, United States Department of State, is offering a reward of up to $25 million for information leading directly to the apprehension or conviction of Usama Bin Laden. An additional $2 million is being offered through a program developed and funded by the Airline Pilots Association and the Air Transport Association.

June1999 Poster Revised November 2001


 

Usame’nin Öldürülmesi

ABD öldürdük, cesedini denize attık diyor. Nasıl olursa olsun, bu hareket İslam olmayanlara Müslümanlığı sevdirmedi, İslam fobisinin yaygınlaşmasına sebep oldu. Birçok Müslümanın, ihtiyar, kadın ve çocuğun katli görüldü. Dünyada cezalarını görmeseler bile ahirete bu suçlarla gidecekleri kesindi.

“Bin Ladin, gerçekleştirdiği eylemlerle, şiddeti yasaklayan İslam ile terörün birlikte anılmasına sebep oldu. Amerika'yı hedef alan saldırılarında birçok Müslüman da hayatını kaybetti. Müslümanların dünya çapında terörist muamelesi görmesinde büyük rol oynadı”

“Başında bulunduğu El Kaide'nin belirsiz yapısıyla her zaman kafalarda soru işareti oluşturdu.”

“İngiliz ve Amerikalı istihbarat uzmanları Ladin ve savaşçılarının Afganistan Savaşı sırasında bizzat ABD ve Suudi Arabistan'dan yardım aldığını, hatta Ladin'in bizzat CIA tarafından eğitildiğini yazdılar.”

Ortadoğu'yu kasıp kavuran demokrasi rüzgârında Usame’nin “rejimlere karşı silahlı mücadele edin” çağrılarının tesir edemediğini, Ortadoğu halklarının barışçıl yollarla bunu gerçekleştirdiğini gördük.

 

Usame Bin Ladin’in ölümü 3 trilyon'a mal oldu

El Kaide lideri Usame Binladin'in 11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ne saldırının 10 yıllık faturası 3 trilyon doları buldu. ABD Kongresi'nin hazırladığı rapora göre, Bin Ladin'e karşı başlatılan operasyonlar, tarihin en pahalı savaşına dönüştü. İkiz Kuleler 2 trilyon dolarlık bir maliyet ortaya çıkarırken, Afganistan ve Irak savaşları ile birlikte silah ve yıkım 3 trilyon dolarlık bir kaynağı yuttu. Kongre raporuna bakılırsa, her Amerikan ailesinin cebinden çıkan para 20 bin doları buluyor. Ladin'in öldürülmesinin bu maliyeti azaltıp azaltmayacağı henüz bilinmiyor ama Pentagon şimdiden savaş bütçesini 107 milyar dolara düşürmeyi planlıyor.

 

Time Dergisinin Usame Binladin ile ilgili sayıları:

     

 

LADİN'İN ADININ KARIŞTIĞI EYLEMLER

   Aralık 1992:Yemendeki ABD'li askerlerin kaldığı bir otel bombalandı. İki Avustralyalı turist öldü.

1993:Somali'nin başkenti Mogadişu'da 18 ABD askeri öldürüldü.

26 Şubat 1993: New York'ta Dünya Ticaret Merkezi bombalandı., 6 kisi öldü, binden fazla kisi yaralandi. Binada 300 milyon dolarlik hasar olustu.
 

3-4 Ekim 1993: Somali'nin baskenti Mogadisu'da 18 Amerikali öldürüldü. Patlamadan sonra ABD, Mogadisu'daki güçlerini çekti. Bu gelisme üzerine Usame bin Ladin, bu eylemi Afgan Araplarin yaptigini ifade ederek, ABD'yi kâgittan kaplana benzetti. Ladin, terörist faaliyetleri destekledigi ve kralligin çikarlarinin ve komsu ülkelerle olan iliskilerinin zarar görmesine neden oldugu gerekçesiyle Suudi Arabistan yönetimince, Subat 1994'te vatandasliktan çikarildi.
 

Ocak 1995:Filipinler'de Papa'ya suikast girişimi yapıldı.

1995:Cezayirli Silahlı İslami Grubun (GIA) Fransa'ya karşı yürüttüğü savaşta çeşitli bombalamalar gerçekleştirildi.

26 Haziran 1995:Etiopya'nın başkenti Adis Ababa'da Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e yönelik suikast girişimi.

Kasım 1995:Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Ulusal Suudi Muhafiz Binasi önünde bomba yüklü araç havaya uçtu. Saldiri sonucu 5 ABD askeri ile 2 Hintli asker yasamini yitirdi.

Kasım 1995:Pakistandaki Mısır Büyükelçiliği bombalandı, 15 kişi öldü.

25 Haziran 1996:Suudi Arabistan'ın Hobar kentinde 19 Amerikan askerinin ölümüne yol açan patlama gerçekleşti.

23 Ağustos 1996:Kafirleri kutsal topraklardan kovun çağrısıyla ABD'ye cihat ilan etti.

Şubat1998:Mısır, Bangladeş ve Pakistanlı birkaç küçük grupla birlikte "Yahudilere ve Haçlılara karşı Uluslararası İslami Cephe"yi kurdu. Kuruluş bildirgesinde "Her Müslümana, dünyanın her köşesinde, sivil veya asker Amerikalı öldürmek farzdır" dendi.

7 Ağustos 1998:Amerikan askerlerinin Kutsal Topraklar'a girişinin sekizinci yıldönümünde Kenya ve Tanzanya'daki ABD büyükelçilikleri havaya uçuruldu, toplam 291 kişi öldü, 5 bin 500 kişi yaralandı.Bu patlamadan sonra ABD, 20 Ağustos 1998'de Afganistan'daki El Kaide kamplarını bombaladı. 1998 yılı Kasım ayında, ABD yaptığı bir açıklamayla bu saldırıların sorumlusunun Ladin olduğunu açıkladı. Los Angeles Uluslararası Havaalanı’nda, milenyum kutlamaları sırasında bombalı saldırı düzenlemeye çalışan Cezayir asilli Ahmet Ressam isimli bir kişi yakalandı

20Ağustos 1998: ABD misilleme olarak Sudan'da bir fabrikayı ve Afganistan'daki eğitim kamplarını bombaladı. Usame bin Ladin'in yakalanması için 5 milyon dolar ödül kondu.

12 Ekim 2000: Yemen'in Aden Limanı’nda USS- Cole destroyerine yönelik intihar saldırısında 17 Amerikan denizcisi öldü, 39 kişi yaralandı.


11 Eylül 2001: O gün, El Kaide ve Usame bin Ladin'i dünyanın gündemine oturttu. 19 kişi dört uçakla ABD'deki İkiz Kuleler ve Pentagon binasına çarparak 2 bin 500'den fazla kişinin ölümüne yol açtı. 11 Eylül terörist saldırısından sonra El Kaide, dünyanın en ünlü örgütlerini eylemlerinin büyüklüğü ve dünyada meydana getirdiği etki yönüyle geride bıraktı.

 
20 Mart 2002: Lima'daki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bomba yüklü bir aracın patlaması sonucu 9 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.


11 Nisan 2002: Tunus'un tatil beldesi Cerba Adası’nda bir sinagoga düzenlenen saldırıda 14'ü Alman turist 21 kişi öldürüldü, 22 kişi yaralandı.


6 Mayıs 2002: Yemen Fransız petrol gemisi Limburg, Yemen açıklarındaki saldırıda hasar gördü, mürettebattan bir kişi öldü.


8 Mayıs 2002: Pakistan'da, tersane çalışanlarını taşıyan otobüse bomba yüklü araçla düzenlenen saldırı sonucu 11'i Fransız 14 kişi öldü, 20'den fazla kişi yaralandı. Bu saldırıyla ilgili olarak Hareket-ül Mücahidin grubunun 3 üyesi suçlu bulundu.


14 Haziran 2002: Pakistan’ın Karaşi kentinde Amerikan Konsolosluğu önünde bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 9 Pakistanlı öldü, 50 kişi yaralandı. Hareket-ül Mücahidin grubunun 4 üyesi suçlu görüldü.


12 Ekim 2002: Endonezya’nın Bali adasında, diskotek ve bar-restorana düzenlenen saldırıda çoğu turist 203 kişi yaşamını yitirdi.


15 Kasım 2003: İstanbul’da Beth İsrail ve Neva Şalom sinagoglarını hedef alan eşzamanlı intihar saldırılarında 22 kişi öldü, yüzlerce kişi de yaralandı.


20 Kasım 2003: İstanbul’da İngiltere Başkonsolosluğu ve HSBC Bank Genel Müdürlüğü’ne bomba yüklü kamyonetlerle düzenlenen saldırıda 32 kişi yaşamını yitirdi, 600'den fazla masum yurttaş da yaralandı.

                          
9 Mart 2004: İki intihar komandosu, İstanbul Kartal'daki mason locasına bombalı saldırı düzenledi, biri saldırgan iki kisi öldü.

11 Mart 2004: İspanya’nın başkenti Madrid'de ana istasyona giden 3 trende meydana gelen patlamalarda 198 kişi öldü, 1400 kişi yaralandı. Atocha Garı’na giren trende 2, Santa Eugenia ve El Pozo istasyonlarındaki trenlerde ise birer patlama olduğu belirlendi.

3 Mayis 2004'te ise bir baska El Kaide hücresi Istanbul ve Bursa'da ortaya çikarildi. Istanbul'da yapilan NATO zirvesine yönelik eylem hazirligi içinde olduklari açiklanan 25 Ensar el Islam örgütü üyesinden 9'u tutuklandi.

7 Temmuz 2005: Londra'da üç metro istasyonu ve bir otobüste meydana gelen patlamalarda 55 kişi öldü, 700 kişi yaralandı.

 


(*) Muzaffer DELİGÖZ- Gazeteci/Yazar info@muzafferdeligoz.com.tr

 

769
0
0
Yorum Yaz