15 04 2005

Aklı selim ile düşünmek..

       ORGENERAL AYDOĞAN BABAOĞLU TC HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI                     Hava Kuvvetleri Komutanı Hakkında.... Bu günlerde herkes bir şeyler söylüyor, sonra kendi söylediklerini doğru kabul ederek başkaları hakkında hükümler veriyor. Anlatılanları lütfen akıl süzgecinden geçirip, tahlil ediniz. Konunun vakıa ve haberlerini sıralayalım.1.     Çatışmalar 3.Ekim.2008 Cuma günü saat 12.00 de başlamış, 7 saat sürmüş ve 19.00 de bitmiş. 2.     Hakkari’de Yatsı Namazı vakti 19.00 olduğuna göre; öğleden Yatsı’ya kadar süren bir çatışma olmuş.3.     Daha önce istihbarat geldiği için Karakola takviye güçler gönderildiğinden çatışma sırasında karakolda 200 asker varmış. Saldıran teröristlerin ise 400 kişi imiş.4.     Saldırıdan haberdar olan Başbakan, Ortaasya gezisini yarıda keserek Cumartesi günü öğle vakitlerinde Türkiye’ye dönmüş.5.      Genel Kurmay Başkanlığı Cumartesi günü Web sitesinde çatışma haberini ve bilgilerini vermiş. 6.      5.Ekim.2008 Pazar günü Genelkurmay 2. Başkanı akredite basına yaptığı açıklamada, çatışma ile ilgili değerlendirmelerde bulunmuş, 5 yıldır bulunduğu yerden kaldırılması için çalışma yapılan 5 karakolun tahsisat yokluğu sebebiyle kaldırılamadığını açıklamış..7.      Hava Kuvvetleri Komutanının olaydan 30 saat haberi olmadığı basına yansıyınca, Genel Kurmay konuyu şu şekilde açıklamış: "Hava Kuvvetleri Komutan’ımızın Antalya'da bulunduğu sırada, 4 Ekim 2008 Cumartesi günü ak... Devamı

21 11 2004

Millete Sesleniş

“MİLLETE SESLENİŞ” KONUŞMASI Yatağımda uyuyamadığım zaman istasyonları dinlemek için küçük bir radyom var, Çin malı. İçindeki pille birlikte 2 YTL ye almıştım, Çin malları kalitesiz derler ama nerede ise 6 aydır herhangi bir sakatlık çıkmadı. Dün akşam bir istasyonun askeri marşlar çaldığını duydum. Askeri bir programdır diye önem vermedim. Bir başka istasyona geçtim, o da askeri marşlar çalıyor. Anormal bir durum var mı diye başka bir istasyonu da kontrol edince, daha önceki yıllarda alıştığımız “Silahlı Kuvvetler idareye el koymuştur” anonsunu anımsadım.  Hemen Televizyonu açmaya doğru yöneldim. Ama o arada da şimşek gibi fikirler hayalimden geçmeye başladı, kendi kendime mırıldanıyordum. -          Memleketin durumu biraz düzelmeye yüz tutmuştu; faizler düştü, enflasyon canavarı yenilgiye uğradı, dolar nerede ise 1 YTL = 1 $ oluyor. Milli gelir 5.000 $ lara çıktı. Borsa devamlı yükselişte..Şimdi bu askerlerin yaptığı iş mi yani ? -          Daha yeni seçim oldu. Cumhuriyet mitinglerine millet cevabını verdi. Cumhurbaşkanı seçildi. Yeni Anayasa hazırlanıyor. Bütün toplum kuruluşları ve millet durumdan memnun. Şimdi idareye el koymanın sırası mı ?-          Cumhurbaşkanı bir taraftan, Başbakan öbür taraftan, Meclis Başkanı diğer yandan devamlı Cumhuriyete, Laikliğe bağlılık söylevleri veriyorlar, asla ve kat’a niyetlerinin Cumhuriyeti yıkıp, yerine şeriat devleti kurmak olmadığını haykırıyorlar. Buna rağmen hala paşaların inanmayıp, “ne olur ne olmaz belki takiyye yapıyorlardır” diye ihtilal  yapmaları doğru mu ? Ben bunları düşünerek Televizyonu açtım ki, birçok ... Devamı

16 08 2004

ÖZALP'te 33 kişinin Kurşuna Dizilmesi

Amcam Ahmet Deligöz, askerliğini Jandarma Onbaşısı  olarak yaptığı Van-Özalp kazasında başından geçen 32 kişinin kurşuna dizilmesi hadisesini bana anlatmıştı. Söylediğine göre, hiçbir mahkeme kararı olmadan bir köyden toplanan 32 kişiyi bir derenin kenarında kurşuna dizmişlerdi. Kurşuna dizen askerler arasında amcam Ahmet Deligöz de bulunuyordu. Ben önce buna inanamadım, ancak daha sonra yaptığım araştırmada böyle bir hadisenin CHP döneminde Mustafa Muğlalı isimli Paşa tarafından yapıldığını, daha sonra DP döneminde Meclise de intikal ettiğini öğrendim. 32 KİŞİNİN KURŞUNA DİZİLMESİEvet, 32 kişi hiçbir karar olmadan, emirleri kanun olan kumandanların emriyle Van’ın Özalp İlçesinde bir şafak vakti kurşuna dizildiler. Bu, CHP döneminde, adalet ve hakkaniyet yerine, zulüm ve şahsi  kararların geçerli olduğunu gösteren çok trajik bir olaydı, Bu hadisenin şahidi olarak amcamdan dinlediklerimi anlatmak istiyorum.  HADİSENİN ASLI Hadise Van’ın İran hududuna yakın olan Özalp İlçesinde geçer.  İran-Türkiye hududunda bulunan bir köyde oturan Misto isimli bir ağa vardır. İran tarafında oturmasına rağmen Misto Ağa Türk asıllı. Misto Ağa tek kızını Türk tarafındaki bir köye gelin olarak verir. İran-Türk sınırında devamlı hayvan hırsızlıkları olmaktadır. Misto Ağa’nın da yüzlerce koyunu Türk tarafından gelen hırsızlar tarafından çalınır. Misto Ağa, Van valisine müracaat ederek, koyunlarının bulunmasını ister. Cevap verilmeyince de müracaatını tekrarlar. Yine cevap alamayınca, adamları ile sınırı geçip, Özalp İlçesini basar, bulduğu koyunları alıp-gider.MAHKEMEDE BERAAT EDİYORLAR Bu hadise üzerine, Misto Ağa’nın kızının gelin olduğu köyün erkekleri, Ağaya yardım ettikleri iddiası ile tevkif edilip, mahkemeye ve... Devamı

15 04 2005

Türk-Kürt Kardeşliği..

Çok değerli Uğur Canbolat Kardeşimiz kendi sitesinde Muzaffer Deligöz'ü  anlatan bir yazı yayınlamıştı. Bu yazıya aşağıdaki Yorum gönderilmiş. Ben de Sayın Şakir Epözdemir Beyefendiye aşağıdaki cevabı gönderdim. Kendileri, tekrar bir cavap yazmışlar. Onu da aşağıya alıyorum.Muzaffer DeligözUstadım Muzaffer bey,Ben Minar Nahiyesini Google de ararken sizin isim ve soisminizi taşıyan ve bazı anılarla Benim köyüm olan Minar Nahiyesini anlatan bilgilerle karşılaştım. Merak ettim, 1940/42 döneminde şayet babanız ise Huseyin Deligöz hangi imamı nezarete attı? İmamın ismini bilmiyor olabilirsiniz, Minarda kimin kiracısı idiniz? Muhtar Abdullah Efendi,Hanımı Şefika hanim miydi ? O zamanlarda Nahiye Müdürlerin yetkilerinin sınırı nerede biterdi?Minar hangi tarihte Nahiye olmuş? İlk Nahiye Müdürü kim?Selam saygılarŞakir Epözdemir 25.08.2008 tarihinde muzaffer <muzafferdeligoz@ena-ajans.com> yazmış: Şakir Beyefendi,Babam 1940 lı yıllarda Siirt'te Tahrirat kâtibi iken, Minar'a Nahiye Müdürü olarak tayin ediliyor. Minar'da fazla kalmadan Eruh'a İaşe Müdürü olarak tayin ediliyor.Babam pek fazla konuşan ve anlatan biri değildi. Benin Eruh/Minar ile ilgili hatıralarımda yazdığım konuları daha ziyade annem rahmetli anlatırdı. Tabii bu da çok uzun seneler geçtiği için Annemin anlattığından hatırımda kalanlara göre yazdım.1- Minar'da değil ama Eruh'ta kiracı olduğumuz evin kime ait olduğunu bilmiyorum. Ancak, Ev sahibinin Hanımının çok becerikli, cesur ve kadınlar arasında sevilen, sayılan biri olduğunu söylerdi. Ben o zaman daha süt emme yaşlarındaymışım. Annemim sütü kesilmiş, bana ev sahibi hanım süt vermiş. Yani Sütannem olmuş.Ben 1976 yılında MSP Bolu İl Başkanı iken, Partinin Siirt ve Bitlis illeri Parti Müfettişi olarak görevlendirildim. Siirt'e gittiğimde Eruh'a da... Devamı

08 12 2001

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığının bir ayıbı..

Sayın Sadrettin Karaduman-Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı MNP kurulduğunda 4 yaşında idiniz. Şimdi o kökün uzanan kollarından birinin başındasınız. Bu bizim gibi MNP’nin kuruluş ve sonrasında çalışmış olanları elbette sevindiren bir husustur. İl Başkanı olduğunuz İstanbul Teşkilatının Resmi Web sitesini incelediğimde, güzel şeyler görmüş olmama rağmen bu işin miladı olan MNP ile ilgili bilgilerin verildiği bölümü görünce cidden üzüldüm. (MİLLİ GÖRÜŞ PARTİLERİ) Bölümünün (Milli Nizam Partisi) ile ilgili kısma girince karşımıza Partinin Kurucularını gösteren Liste konulmuş. Millî Nizam Partisi Kurucuları1-   Prof. Dr. Necmettin Erbakan2-   Ali Haydar Paksu3-   Ali Haydar Aksoy4-   Süleyman Arif Emre5-   H. Tahsin Armutcuoğlu6-   Ömer Çoktosun7-   Ekrem Ocaklı8-   Ö. Faruk Ergin9-   Saffet Solak10-  Hasan Aksay11-  Ali Oğuz12-  İsmail Müftüoğlu13-  Nail Gürel14-  Dr. Fehmi Cumalioğlu15-  Hüsamettin Fadıloğlu16-  Bahattin Çarhoğlu17-  Mehmet Satoğlu18-  Rıfat BoynukalınKurucuların Erbakan Hocamızdan sonra gelen iki ismi “ALİ HAYDAR PAKSU” – “ALİ HAYDAR AKSOY” olarak gösterilmiş. MNP ‘ın Kurucuları arasında bu isimde kişiler yok. Hakiki hayatta da bu isimde kişiler yok. Bunları Saadet Partisi Resmi Web sitesinde yayınlanıyor. Bence bu şu demektir. “Biz kendi geçmişimizi bile doğru dürüst araştırıp yazmıyoruz” Yanılıyor muyum ?? Bir diğer önemli konu birçok “milli görüş” sitesinde bu iki kurucunun ismi hep yanlış şekilde yazılmış. Bir çoğuna düzeltmeleri için mail attım ama yine düzeltmediler. Aklıma ş... Devamı

05 08 2004

ERGENEKON'UN NİHAYİ HEDEFİ NEDİR ?

Subject:  Ergenekon TİKKO'yu da desteklemiş Bu işi anlayan varsa, bize de anlatsın !·        Adamlar; “Milliyetçiyiz” diyorlar, milliyetçi mafya babaları (Sedat Peker) ile aralarından su sızmıyor ama, Solcularla birlikte, Milli Birliğimize dinamit koymaktan çekinmiyorlar, Türk-Kürt çatışması çıkarmak için (on)larca cinayet işliyorlar. ·        Adamlar; “Ulusalcıyız” diyorlar, Ulus Devleti temelinden yıkmak isteyen PKK ile içli dışlılar, Silah yardımı dahi yapıyorlar..·        Adamlar; “Devlet için canımız feda” diyorlar, Devletin adamı oldukları bilinen kişileri öldürüyorlar. (Uğur Mumcu- Bahriye Üçok-N.Hablemitoğlu)·        Adamlar; “Bayrak” için mitingler yapıyorlar, Bayrağımızı indirenlerle birlikte çalışmaktan utanmıyorlar ..·        “Atatürk”diyorlar, ama ciddi bir Atatürkçülük çalışması, faaliyeti yok. Sadece Atatürk ismi kullanılıyor. Atatürk’ün yolunda gitmek hedefleri olsa, Atatürk’ün sevmediklerini sevmemeleri, sevdiklerini sevmeleri gerekmez mi ? Eğer böyle ise; nasıl oluyor da masonlarla, teröristlerle, mafya ile, uyuşturucu ile, suikast ile, dahilde anarşi çıkarmak ile hemhaller… NE OLDUKLARI, NE İSTEDİKLERİ, KİMİNLE BERABER ÇALIŞTIKLARI, BAŞKANLARI-TETİKCİLERİ-ÜYELERİ bu kadar karışık, karşı görüşlü, değişik bir yapılanma nasıl olabiliyor ?  Bunu çözmenin tek yolu, hepsinin karşı olduğu fikir ve cereyanı ortaya koymaktır. Şu anda AKP yi iktidardan indirmek gibi bir söylemi ileri sürüyorlarsa da, bunların kuruluş... Devamı

15 04 2005

Kaç Kişisiniz ?

Hakikatin Penceresi Muhammed Mustafa İslamoğlu02 Ağustos 2008 Cumartesi    'BİZ KAÇ KİŞİYİZ' sorusunu soranlara !..Çok sevdiğim saydığım gazeteci yazar Muzaffer Deligöz'ün yazdığı bir makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Diyor ki:Kaç kişi olduğunuzu siz bilmediğiniz gibi, biz de bilmiyoruz. Ama şu kesin ki, çok çok azınlıktasınız.Halka inmeyi becerebilir, onun inanç ve görüşlerini, isteklerini biraz olsun anlamaya çalışabilirseniz adedinizi artırabilirsiniz.Halktan kopuk, Suni çalışmaların hiçbir netice vermeyeceğini, hadiseler hâlâ size gösteremedi.. Sizin görüşünüzden ayrı olan Bizim dünyamızda size de yer var, ama sizin dünyanızda bize yer olmadığını 67 yıllık yaşam hayatımda bizatihi müşahede ettim. Hâlâ da ediyorum. Dünyadaki bütün gelişmelere rağmen yıllardır sizde bir gelişme yok. Hâlâ ülkeniz insanlarını 2 sınıf haline getirme gayretindesiniz. "Biz Kaç kişiyiz" sorunuz bile bu ayrımcılığın ispatı. Bu, Türkiye'deki farklı görüşleri hazmedemediğinizin, boşa çabalamanızın bir neticesi ..Şu ülkede yaşayanları görüşleri ne olursa olsun "bir" ve "beraber" "Kardeş" kabul edemediğiniz sürece asla sayınız artmayacak, azalacak. Olaylar size bunu bağırıyor ama siz kulağınızı tıkayıp, hala "Biz kaç kişiyiz" diye çırpınıyorsunuz. Kaç kişi olursanız olun, Büyük Atatürk'ün "Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir" emrine uymadığınız sürece, Türkiye'de azınlıkta kalacaksınız..Sayıları çok az olan bazı aşırılar sayılmazsa, bu millet size de ağuşunda yer açıyor. Siz hâlâ "Biz Kaç kişiyiz" diye sorsanız bile, o sizi kendisinden kabul ediyor, bilesiniz.Bırakın ayrımcılığı da, Türkiye'nin gelişme ve kalkınmasına bilginiz, ilminiz, gayretinizle ya... Devamı