19 04 2004

Bediüzzaman, 2.Abdülhamit'in varislerinden Helallik aldı mı

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile M.Akif Ersoy'un Sultan 2. Abdülhamit'in en büyük düşmanları olduğuna dair gruplarda bazı yazılar çıkmaya başladı. Aslında bunlar, tarihi bir olayı açıklamak niyetinden çok, bu yolla Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi'yi itham etmek isteyenlerin yazdıkları yazılar.Zaten yazının mantığı da bunu gösteriyor: (Subject: Fwd: Fetullah Gülen 2. Abdülhamid'in intikamını alıyor!ABDÜLHAMİDİN EN BÜYÜK DÜŞMANLARININ BAŞINDA SAİD NURSİ GELİRDOLAYISIYLA BUGÜN BU DÜŞÜNCENİN BİR KOLU OLAN FETULLAH GRUBUDUR.) denilerek niyet ortaya konuluyor.Niyeti kötü olanlara ne derseniz deyin, onların fikri ve niyeti değişmez. Ancak Bediüzzaman'ın Ziya Paşa'dan hatırlattığı gibi:"Bir şem'a ki Mevla yaka,Üflemekle sönmez"         Meşrutiyet döneminde Sultan 2. Abdülhamit’e karşı Said-i Nursi ve M. Akif Ersoy’un karşı çıktıkları doğrudur. Hatta Said-i Nursi itirazlarını Selanik ve İstanbul’da mitinglerdeki konuşmalarında ve gazetelerde yazdığı makalelerle de duyurmuştur.         Sultan Abdülhamit’e yapılan jurnaller sebebiyle mabeyn tarafından uyarıldığında itirazlarını pervasızca tekrar ettiğinde, aklından şüphelenilmiş ve akıl hastanesine sevk edilmiş, Hastane Baştabibinin verdiği raporda “akıl sağlığının yerinde olduğu” belirtilince; kendisine mevki, makam ve para teklifi yapılmıştır. Padişah adına zaptiye nazırı Şefik Paşa görevlendirilmiş, 30 altın peşin bahşiş, her ayda 10 altın maaş..ileride bu maaş daha da arttırılacak diye Sultan Abdulhamit’in selamıyla birlikte teklif götürülmüştür. Bediüzzaman’ın Şefik paşaya cevabı şöyle oldu: “Ben maaş dilencisi değilim. Bin altın da olsa kabul etmem…” Bu hadise 24 Tem... Devamı

15 05 2005

Seçmenler Nüfus Cüzdanı alabilecekler mi ?

   Nüfus Cüzdanları hakkında…     Hep böyle toptancılığa alışmışız. Aşağıdaki maili gönderen Sayın Uğur Ferhan da aynı şeyi yapıyor. Topla / böl / sonuç ..     Türkiye’de 892 ilçe nüfus memurluğu+ 81 il nüfus müdürlüğü = 973 yerde nüfus cüzdanları değiştirilebilir. ortalama      4.000.000 / 1.000 = 4.000  Yani her ilçenin nüfusu aynı olsa, her köyde nüfus cüzdanı olmayan veya eski olanlar eşit olsa, her yerde resimler ve belgeler aynı sürede hazırlansa seçime 10 gün kaldığına göre günde 400 nüfus cüzdanı değişecek. Yani Türkiye’nin her yerindeki nüfüs memurları  günde 400 cüzdan verecek.      Nüfusu 2.000 olan ilçelerle 12 milyon olan İstanbul’u düşünün.. Yaşlıyı, hastayı, ihtiyarları düşünün .. Ve sayın Uğur Ferhan ın “rahat rahat yetişir” sözünü düşünün.     Ben kendimden misal vereyim. Ben şu durumda nüfus cüzdanımı değiştiremeyeceğim ve de oy vermeyeceğim. Neden?      Resim çektirmek, oradan muhtara gitmek, oradan Kadıköy Nüfus Memurluğu önünde sabah 7 de sıraya girip öğleye kadar beklemek için ne dermanım var, ne de sağlığım. Bunları yaptığım takdirde en yakın hastanenin SSK ya oldukça yüklü bir fatura göndermesi gerekecek. Evde camı açtıklarında bile dakikalarca öksürdüğümü nazara alınca, Nüfus Müdürlüğü önünde saatlerce açık havada beklediğim takdirde herhalde hastaneler bile ümidi kesip, “bunu eve götürün” diyeceklerdir. Söylediklerimi fantezi sanmayın, doğruyu... Devamı

16 05 2005

Nüfus Cüzdanlarında Nüfus idaresince yazılmış TC Numarası olmaya

ÇOK ÖNEMLİ VE ACİL DUYURU...Nüfus Cüzdanlarında TC Vatandaşlık Numaralarının Nüfus İdaresince yazılmış olması halinde seçimlerde oy kullanılabilecekNüfus Cüzdanlarına el ile veya etiket şeklinde Vatandaşlık numarası yazılmış olması geçerli sayılmıyor.Bu bakımdan, özellikle köylerde bulunan seçmenlerin TC Vatandaşlık numarası bulunmayan eski Nüfus Cüzdanları veya belgelerle veya sandık Kurulu üyelerinin tanıması sonucu oy kullnamaları mümkün değil.Bu hususta Yüksek Seçim Kurulu 10/03/2009 tarihinde karar aldı.                 T.C.YÜKSEK SEÇİM KURULU        Karar  No: 428 - K A R A R -             Kurulumuz Başkanlığına bazı İlçe Seçim Kurulu Başkanlıkları tarafından gönderilen yazılarda;             98 sayılı Kanunun 87. maddesi uyarınca, seçmenin kimliğinin tespiti amacıyla düzenlenmiş belgelerde; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının bulunması zorunlu hale getirildiğinden, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası taşımayan ancak üzerine elle veya etiket şeklinde yazılan resmi nitelikteki belgelerin sandık kurulu başkanlarınca kabul edilip edilmeyeceği, yine bu tür belgenin yanında nüfus müdürlüklerinden alınacak Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını gösterir onaylı nüfus kayıt örneğinin ibrazı halinde oy kullanmanın mümkün olup olmadığı,             Özellikle köy ve kasabalarda ikamet eden birçok seçmenin nüfus cüzdanlarında halen Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunmadığı, bu kişilerin oy verme sırasında üz... Devamı

16 05 2005

Yüzünüz kızaracak mı ?

Ülkemizdeki birçok kişi, kasıtlı olarak her türlü haber ve bilgiyi saptırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle Başbakan'ın olumlu olumsuz her türlü söz ve hareketleri mutlaka kötüye yorumlanıyor, aleyhine bir husus bulunmaya çalışılıyor. ABD yeni Başkanı Obama'nın Türkiyeye gelmesini dahi Başbakan'ın aleyhine kullanmak isteyen bu kişiler yalnız gençler veya internette kim oldukları belli olmayan kişiler değil. Aşağıda göreceğiniz üzere, bunlar Süleyman Demirel'den CHP yöneticileri, gazeteciler olmak üzere her cins insan..  Ne diyorlar ?   Obama geliyor, şimdi faturayı kim ödeyecek? Biz de diyoruz ki:Dünya siyasetinden bu kadar uzak kişilerin ülkemde söz sahibi olmasından utanıyorum.   Bekleyin, göreceksiniz… Türkiye; Başbakanın tavrı sebebiyle Fatura mı ödeyecek, yoksa fatura mı tahsil edecek?  Zamanı çok uzak değil… çok yakında…O zaman yüzünüz kıracak mı acaba? Zannetmem, eskiden de bu tarzdaki beyanlarınız çok çıktı. O zaman kızaran değil, pembeleşen yüzlerinizi dahi göremedik. Sabık Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ne demeli ? Devleti soyanlarla "ailemdendir" deyip, onlarla aile fotoğrafı çektirirken yüzü kızarmayan bir kişinin böyle küçük yalanlarda mı yüzü kızaracak !...http://muzafferdeligoz.blogcu.com/Demirel/Muzaffer DeligözFrom: anadoluhaber@googlegroups.com [mailto:anadoluhaber@googlegroups.com] On Behalf Of Abdurrahman selam sinopSent: Tuesday, March 10, 2009 9:56 AMTo: anadoluhaber@googlegroups.comSubject: (anadoluhaber) kendilerini sürekli kukla olarak oynatilmis hisseden beyinler maymun olduklarini algilarlar.. ellerine ceviz verilmis bu maymunlar birakarak kurtulmayi hatirlayamazlar..Obama geliyor, şimdi faturayı kim öde... Devamı

19 04 2004

Kutlu Doğum Haftası

"Rahmeten Lil Alemin" olan Resulümün Kutlu Doğum haftası Müslümanlara  Hayırlı Olsun. Devamı

16 05 2005

Clinton'un TBMM Konuşması

ABD BAŞKANI CLINTON'UN  TBMM KONUŞMASI 15 Kasım 1999Değerli Meclis üyeleri, Benim ve ailem için ve delegasyonumuz için, bu Meclisin önünde bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum ki, bu, Türk egemenliğinin temsili olan bir Meclistir ki, arkamda yazılı kelimelerin de belirttiği gibi, bu "Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir."  Amerika'nın dayanışma hislerini iletmeye geldim. Ulusal bir trajedi sırasında, ortaklığımızın ve stratejimizin önemini belirtmek için geldim. Uzun süreden beri dostuz.  1863 yılında, Amerika Birleşik Devletleri dışındaki ilk Amerikan koleji -Robert Kolej- kapılarını Türkiye'nin gençlerine açtı; Boğaziçi kenarında bulunmasına izin verilen tek yabancı enstitü idi. Bunun kesin sebebi, Amerika'nın, Türk egemenliğine hiçbir zaman tecavüz etmemiş olmasıydı. Başlangıcını ülkelerimize borçlu olan bu okuldan Sayın Ecevit'in mezun olmuş bulunmasından gurur duyuyorum.  Bu yüzyılın başlarında, Türkiye Cumhuriyetinin büyük kurucusu Kemal Atatürk, Amerika'nın hayallerini, cesur reformlarıyla yakaladı; Kendisine, İkinci George Washington adı verilmişti, Time Mecmuasının kapağında yer aldı, Kongre üyelerimizle yazışmalarda bulundu ve biz de, sefaretimizi, buraya, Ankara'ya, Anadolu'nun kalbindeki bu şehre taşıdık. 1927'de, altı gün süren konuşmasında, bu Meclis önünde, Atatürk, Türkiye'nin dünya ülkeleriyle olan ilişkilerini değerlendirirken, bence, Amerika'ya bir kompliman yaptı ve "diğerlerine nazaran, Amerika Birleşik Devletleri, daha kabul edilir bir ülkedir" dedi.  Sizlere, hâlâ daha nazaran, daha kabul edilir olmak için, daha kısa bir konuşma yapacağım; ama, Türkiye ile ilişkilerimizi gözden geçirmek isterim. Soğuk savaşın başlangıcında, Başkan Truman, Türkiye'nin bütünlüğü... Devamı

16 05 2005

TÜRKLER TEKRAR TARİH SAHNESİNDE..

Türkler tarih sahnesine imparatorluk olarak dönecek"ABD'li ünlü stratejist, Stratfor'un Başkanı George Friedman, Türkiye'nin bölgesindeki gücünü artırmaya başladığını ve 2040 yılına kadar Osmanlı toprakları üzerinde yeniden hâkimiyet sağlayacağını söyledi "Bu iddiayı ortaya atan kişi sıradan bir kişi olsaydı, bu gazetede elbette görüşlerine yer verilmeyecekti. Ama Türkiye'nin yeniden imparatorluk kuracağını öngören bu kişi, ABD'nin en önemli stratejik araştırma merkezlerinden biri olan Stratfor'un başındaysa ve kişi ABD Savunma Bakanlığı'na yakınlığı ile biliniyorsa söylediklerine biraz kulak kabartmak lazım. Ünlü stratejist George Friedman, 2040 yılına kadar Türkiye'nin bölgesinde tek süper güç olacağını ve eski Osmanlı toprakları üzerinde yeniden söz sahibi olacağı öngörüsünde bulunuyor.TÜRKİYE DOĞAL LİDER"Türkiye'nin eski Osmanlı coğrafyasında kuracağı egemenliğin izlerini şimdiden görebilirsiniz" diyen Friedman, "Süreç zaten başladı. Eğer İslam coğrafyasına bakarsanız, Türkiye'nin bu ülkelerdeki ağırlığının giderek arttığını görebilirsiniz. Bölgeyi domine etmeye başladı bile. Balkanlar'da ise Arnavutluk ve hatta Sırbistanla ilişkileri gelişiyor. Kafkasya'da ise Gürcistan ve Azerbaycan ile güçlü bir ittifak kurdu. Gelecekte olmasını öngördüğüm şeylerin şu anda gelişmekte olduğunu görüyorum" diyor. Friedman'a göre Türkiye doğası gereği lider bir ülke.'BÖLGEDE BENZERİNİZ YOK'Friedman, "Türkiye'nin iki karakteristik özelliği var. Canlı bir ekonomiye ve çok güçlü orduya sahip. Dünyanın en büyük 17'nci ekonomisine sahipsiniz. 2020'ye kadar 10'uncu sıraya çıkmanızı bekliyorum. Büyük bir orduya ve güçlü hava kuv... Devamı

17 02 2004

Numan Kurtulmuş Ak Partiyi Bitirmiş !!!!..

Numan Kurtulmuş AK Partiyi bitirmiş !...Vatan Gazetesi böyle yazıyor ama,  SP liler de buna inanıyor, bizlere mail gönderiyorlar. Milli Görüşçüler bu kadar hayalperest olamaz. Zira, inandıkları idealler ve siyaset hayatı ilgilendiriyor.BU bakımdan bu arkadaşımız ya çok genç, ya da yakın geçmişten hiç ders almamış. Çok değerli bir kişi olan Sayın Numan Kurtulmuş’un maalesef siyasi yönü zayıf.  Sayın Kurtulmuş’un değil AKP yi bitirmek; SP nin geçen seçimlerde aldığı oy kadar dahi oy alamayacağını sanıyorum.Zira Sayın Erbakan gibi bir siyaset kurdunun başaramadığını, tecrübesiz yeni kaptan’ın yapacağına inanmak safdillik olur.Üstüne üstlük, yapacağı her harekette Erbakan kontrolü ve müdahalesinin bulunduğunu cümle âlem biliyor.Ayrıca, maddi olanakların Sayın Erbakan’ın kontrolünde olduğu SP’de Numan Beyin yapabileceği çok şey yok. Bu yazıyı yazan kardeşimiz gibi SP li’ler arzu ve isteklerini, olacakmış gibi kabul ederler, otokritik ve gelişim yerine 40 yıldır gördükleri ile hareket ederlerse ve bunu da Sadakat zannederek giderlerse gelecek hiçbir seçimde de şansları olmayacaktır. SP nin yeni stratejisi de partiyi batıracak ve geriye götürecek bir yolda giriyor. Şimdilerde başlayan kin ve gareze dayalı olduğu anlaşılan, aynı inançtaki kardeşlerini karalama ve aleyhinde bulunma yöntemi SP ye fayda vermez. Bu CHP nin yöntemidir, Adil Görüş’ün değil. Adil Görüş; adı gibi ADİL olmayı gerektirir. Öyle olunmadığı takdirde de, geri döner, sahibine çarpar. Cumhuriyet Gazetesinden Vatan’a, Hürriyet’e kadar bir grup medyanın (SP yi  ve Numan Beyi takdir ettikleri ve sevdikleri için değil) sırf AKP yi bölebilmek için yaptıkları... Devamı

18 03 2006

Krizden Çıkış Yolu

   KRİZDEN ÇIKIŞ ÇARELERİ :  2008   ABD de başlayan ekonomik kriz,  en son Türkiye'ye gelecek olsa da Türkiye'yi zor günlere sürüklüyor.Ankara hükümeti, İstiklal Savaşı öncesi İstanbul Hükümetinde olduğu gibi ülkeye faydalı olan kararları istese de alamıyor. Aynen o günlerde olduğu gibi, abluka altında ve çıkmazlar içindedir. Artık, karar vermede söz sahibi hükümet görünmüyor.Gelişi duran dış yatırımcının sıcak parası yanında dış ticaret açığı, durmak üzere olan üretim, birer birer kapanmakta olan fabrikalar; günlerce siftah yapmadan dükkan kapamakta olan esnaf gelmekte olan krizin acı işaretleri.  Halkın büyük çoğunluğu ise günlük maişetini temin etmekte güçlük çekiyor.Bu şartlar altında Ankara'dan bir hareket beklemek zaman kaybıdır. Yapılacak en doğru iş, (Milli Mücadele)de olduğu gibi halkın kendi tedbirlerini kendisinin almasıdır. Yapılacak çalışmalarda Mahalli İdarelerin yardım ve görüşleri de sağlanarak, tam bir Halk Hareketi oluşturulmalıdır.Bu tedbirlerin başında;•· Üreticilerimiz neye  mal olursa olsun (Üretimi durdurmama) kararı almalıdır,•· Bir araya gelen Kobi'ler (İhracat seferberliğini) devam ettirmelidir.•· Yurt içi satışlar ve İhracat için (Yeni Projeler) üretilip, tatbikata konulmalıdır. •· (Krediler üreticilere değil, Tüketicilere verilmelidir.) Böylece krediler üretime yönelecektir.  •· İşyerleri ve fabrikaların kapanmaması için; İşyeri sahipleri kiracılarının cirosundan belli bir yüzdeyi (kira olarak), işçi ve memurlar da yine firmanın cirosundan belli bir yüzdeyi (ücret olarak) , Sermaye koyanlar mallarını konsinye koyup, belli bir... Devamı

16 08 2004

Atatürk'ün cenaze namazı neden camide kılınmadı?

 Atatürk'ün cenaze namazı neden camide kılınmadı? MUSTAFA ARMAĞAN - ZAMAN-28 Eylül 2008Hatta Atatürk'ün cenaze namazı kılındı mı? Anadolu Ajansı'nın haberine bakılırsa evet, kılındı. O sırada ajansın muhabiri olarak töreni takip eden Cemal Kutay'a göre de kılındı, başkalarına göre de. İyi ama neden herhangi bir görüntü yok ortada? Madem kılındı, tek bir fotoğraf karesi olsun neden esirgendi milletten? SessuzlukBir adım daha atalım ve artık sorulmasının zamanı gelen, o ucu zehirli soruyu soralım: Atatürk'ün cenaze töreni boyunca neden hiçbir dinî simgeye yer verilmedi?Şimdi bunu sordum ya, birtakım işgüzarlar buradan kim bilir kaç demet nane devşirecekler. Vay, Atatürk'e dinsiz dedi, falan filan. Yahu burada ölmüş bir Atatürk'ten söz ediyoruz. Kendi cenaze törenini kalkıp kendisi düzenleyecek değildi ya. Törenin birinci derecedeki sorumluları, o sırada cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü ile Başbakan Celal Bayar ve bir de Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'tır. Görünüş böyle. Ancak her üçünün de cenaze namazı camilerde kılınmıştı ve 'dinsel simgeler' şöyle ya da böyle eşlik etmişti son yolculuklarına.O zaman tekrar soralım o zehirli soruyu: Atatürk'e bu 'ladinî' cenaze törenini kimler düzenledi? Dolmabahçe Sarayı'ndaki tabutunun etrafına o kocaman 6 adet meşaleyi kimler dikti? (Güya Cumhuriyet Halk Partisi'nin 6 okunu sembolize ediyordu bunlar. 'Meşaleler ebediyete kadar yanacaktır', diyordu zamanında yayınlanan bir dergi.)Baksanıza, az kalsın, cenaze namazı dahi kılınmayacakmış. Annesi gibi dindar biri olduğu belli olan Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Hanım, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'ı sıkıştırıp da, "Ağabeyimin cenaze namazı hangi camide kılınacak?" diye sormasa onu bile gürültüye getirec... Devamı