28 02 2011

Erbakan, Rabbine Yürüdü..

Erbakan, Rabbine Yürüdü.. |  görsel 1

  Milli Görüş'ün Lideri, SP Genel Başkanı  Muhterem Necmettin Erbakan'ın vefatı sebebiyle; ailesine, bütün sevenlerine, Türk halkına ve İslam Alemine baş sağlığı diler, Cenab-ı Hak'tan Rahmetini dilerim. Muzaffer Deligöz     Muhterem Hocamızın vefatı sebebiyle; Siyasi görüşlerini yansıtan konuşmalarından bir kısmını diğer sayfalarda bulacaksınız.. Muzaffer Deligöz Devamı

27 02 2011

MNP 1. Büyük Kongresi

Rahmetli  Necmettin Erbakan'ın siyasi ve toplumsal görüşlerini aksettiren en geniş konuşması MNP - Milli Nizam Partisinin Birinci Büyük Kongresinde olmuştur. Bu bakımdan, bu konuşmanın tam metnini aşağıya alıyoruz.   MNP Birinci Büyük Kongresi 24.Ocak.1971 ANKARA ------------------------------------------------------------------------------------------- Giriş   MNP-Milli Nizam Partisi'nin 1. Büyük Kongresi görüşmeleri ilk defa sitemizde yayınlanıyor. Kongrede yapılan konuşmaların ve alınan kararların MNP kapatılmasında delil olduğu da nazara alınırsa önemi daha da iyi anlaşılacaktır.   Bu tarihi belgenin birçok konuya açıklık getireceğini umuyorum. Bir ülkenin kaderine tesir eden, onun gidişatında söz sahibi olan ve hatta adli engeller yetmediği için, askeri yöntemlerde durdurulmaya çalışılan bir siyasi hareketin ilk Kongresini izleyeceğiz. Burada bu siyasi hareketin dayandığı fikirleri ve felsefeyi göreceksiniz..   Bu Kongre, o güne kadar varlıkları dahi kabul edilmeyen Muhafazakarların bir "Menifesto" su  olmasının yanında; o günlerden bugüne kadar uzanan ve şimdilerde Devletin Yüksek Makamlarında görev almış olan "Milli Görüş" anlayışının (ne kadar değişikliğe uğramış, ne derece tatbik edilmekte olursa olsun) temel unsurlarını taşımaktadır.     Bir diğer konu; ister "Siyasal İslam", ister "Muhafazakarlık", ister "Milli Görüş" ne derseniz deyin bu hareketi başlatanları, bu harekette öncü olarak görev alanları ve çalışanları tam liste halinde hiçbir yerde bulamazsınız. Ama bu toplantıda bunların büyük bir çoğunluğunu, ileri gelenlerinin isimlerini görme imkanımız olacak. ... Devamı

27 02 2011

MNP Kuruluşu

MNP’nin Kuruluşu Muzaffer Deligöz - Gazeteci-Yazar 12 Şubat 2008 A.Tevfik Paksu, AP Maraş Senatörü olarak Parlamentoda bulunduğu sırada Yeni bir Parti kurma fikrini çevresindekilere devamlı telkin ediyordu. Bu telkinlere karşı, Sayın Necmettin Erbakan’ın da dâhil olduğu bir kısım siyaset adamı, parti kurma yerine AP içinde çalışma yapılması fikrine kani idiler.            Necmettin Erbakan      A.Tevfik Paksu            Bu konuları görüşmek üzere, A.Tevfik Paksu’nun evinde devamlı toplantılar yapılıyordu. Bu toplantılara çeşitli partilerde bulunan muhafazakâr milletvekili ve senatörler katılıyorlardı. Hatırladığım kadarı ile; Necmettin Erbakan(Konya), Hasan Aksay(Adana-AP), Süleyman Arif Emre (Adıyaman-YTP Genel Bşk.Yrd), Fehmi Cumalıoğlu (Kayseri MP) Mevlüt Yılmaz (Balıkesir-AP),Arif Hikmet Güner (Kırklareli-AP), Aslan Topçubaşı (Çorum-AP), Cemal Külahlı(Bursa-AP), Mehmet Turgut(Bursa-AP),  Bahri Dağdaş (Konya-AP-Tarım Bakanı), İsmail Hakkı Yılanlıoğlu(Kastamonu-CKMP)  Hüsamettin Akmumcu(Isparta AP), Vehbi Sınmaz (Manisa -AP) Hüseyin Abbas (Tokat-AP), Ali Demirel (Süleyman Demirel’in kardeşi), O.Yüksel Serdengeçti, Hasan-Mehmet Armutcuoğlu Kardeşler (Müteahhit), Mehmet Satoğlu (Müteahhit), Ahmet İhsan Genç (Yazar) gibi birçok kişi zaman zaman gelmekte idiler.  Tevfik Bey çocuklarını Maraş’tan getirmediği için evinde iki gazeteci, Ben ve Ekrem Bedük ile beraber kalıyordu.  Bu bakımdan bütün toplantıları biz de takip edebiliyorduk. Bu toplantılara gelenler çoğu Yeni Parti kurmak yerine, milletvekillerinin birlikte hareketini savunuyorlardı. Toplantıya gelen Risale-i Nur tal... Devamı

22 10 2010

Sayın Başsavcı; Hangi Devrim Yasasında Başörtü Yasağı Var ?

Sayın Başsavcı; HANGİ DEVRİM YASASINDA BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI VAR ?   Muzaffer DELİGÖZ info@muzafferdeligoz.com.tr  Üniversitelerde eğitim alırken başörtülerini çıkarmak istemeyen kız öğrencilerle ilgili yasal uygulamaları hazırlamak isteyen TBMM üyelerine tehdide varan açıklamasında Sayın Başsavcı şöyle diyor: “Belirtilen ilke ve kararlar ışığında; bir hukuk devletinde bu konudaki düzenlemelerin, yargı kararlarına aykırı olarak gerçekleştirilemeyeceği ve özellikle 2547 sayılı Yüksek öğretim Yasası’yla bu Yasa’ya dayanılarak çıkarılacak düzenlemelerde yüksek yargı organlarının kararları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygunluk gözetilmesi gerektiği gibi yürürlüğe konulacak yeni kuralların da bu metinlere aykırı olamayacağı, bundan sonraki siyasi, toplumsal, kurumsal, ekonomik ve hukuki sorumlulukların tüm siyasi partilere ait olacağı, üstün değerler taşıyan, objektif ve tarafsız düşünen, hukuk devletine bağlı yüce Türk Milletinin bilgisi dâhilindedir”(*) Birçok hukukçu ve aydının bu mantığa verdiği cevapları gazetelerde okuyoruz. Ben özellikle bildirideki son cümlesi sebebiyle Sayın Başsavcının ayrımcılık ve tarafgirlik yaptığını kabul ederek şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum. Ustalıkla kurmuş olduğu cümleye göre Sayın Başsavcı, Yüce Türk Milletinden “üstün değerler taşıyan, objektif ve tarafsız düşünen, hukuk devletine bağlı”  kısmının söyledikleri hususların bildiğini, diğer bir kısmının ise bunu bilmediğinden “üstün değerler taşımayan, objektif ve tarafsız düşünemeyen, hukuk devletine bağlı olmayanlar “ olduğunu çağrıştıran bir ifadede bulunmaktadır. DEVRİM YASALARI: ... Devamı

29 09 2010

Türkiye'nin Bölünmesini hevesle Bekleyenlere...

Sevgili Okuyucu, Bendeniz “ayakkabılarını kapının önünde çıkaran, Eşi başörtülü, pijamayla sokağa çıkmayacak kadar görgü kurallarını bilen, erkek çocuğu kahveye değil, Türkiye’nin sayılı firmalarının işlerini üstlendiğinden bütün gün Bilgisayar başında çalışan, kızı ise iki lisan bilen, Uluslar arası firmalarda müdürlük yapmış, onlarca eğitim sertifikasına sahip ama başı açık, ülkenin öz be öz müziği türküden hoşlanan ama arabeski sevmeyen, futbolu zevkle izleyen, geçmişe göre daha az kitabı bitiren, dansı Türk gelenek ve görenekleri ile bağdaştırmama yanında, Avrupalıların mukallidi olmamak için de sevmeyen, Son günlerde zehirli etlerin en lüks yerlerde satıldığını görerek bundan böyle dışarıda yemek yememeğe eşi ile birlikte karar vermiş olan, tiyatroya hiç değil ama çok gitmeyen, 2 Fakültede okumuş olmak sayılmadığında iyi eğitim almamış olan, Dini inançları kendine göre kuvvetli bir kişi olduğumdan yazıda bahsedilen birinci bölümdeki kitle arasında sayılabilirim. Bunun için de Bizlere gönderilen Guillaume Perrier’in aşağıdaki yazısı için görüşlerimi önyargılı, ülkemizin bölünmesini hasretle bekleyen bir yabancıya cevap mahiyetinde yazıyorum.; Öncelikle “Çok Enteresan bir yazı” demek yerine; “Kötü Niyetli bir Senaryo” demek çok daha doğru olur. Yazının başı ile sonu arasındaki tenakuzlar bir yana; yazarın daha önce Le Monde’de çıkan yazıları da bu yazdıklarının tam tersi mahiyetindedir. Mesela bu yazısında;  “ayakkabılarını sokak kapısı önünde çıkaran, kadınları başı örtülü, erkekleri sokağa pijama... Devamı

26 09 2010

Merhum Esad Çoşan Hocaefendi ile bir hatıram..

Merhum Esad Çoşan Hocaefendi   Merhum Esad Çoşan Hocaefendi İlahiyat Fakültesinde hocamdı. Ayrıca, gazeteciliğim sebebiyle yakın görüşmelerim oluyordu. Bir defasında Cidde’de bulunduğum sırada; Suudi Arabistan’ın büyük tüccarlarından yakın dostum Hüsam Kahtani beni o akşama villasına davet etti. 1989 veya 90 yılları olabilir. Tam hatırlamıyorum “Bu gece Türklerin şerefine ziyafetim var” dedikten sonra; “Sana da ayrıca bir sürprizim var” diye ilave etti. Ramazan Bayramının hemen sonrasıydı. Akşam Kahtani’nin villasına gittim. Cidde Türk Konsolosluğunun yakınındaki bulunan büyün villanın bahçesinde büyük bir ateş yakılmış, etrafına sofralar konulmuş, kuzular çevriliyordu. Suudlular, misafirlerine büyük sinilerde (tepsi) bulunan pilavın üzerine bütün bir kuzuyu koyarak ikram ederler. Bu onların misafire verdiği önemi gösterir. Gelen misafirler yalnız Türkler değildi. Birçok Suudlu Tüccar, Sudan’dan bir Bakan da vardı.  Bu sebeple kalabalık olan misafirlerin bir kısmı villanın içerisindeki adalarda oturuyorlar, aralarında sohbet ediyorlardı. Ben de bazı Türk arkadaşlarla birlikte bir odada otururken, Şeyh Hüsam yanıma gelerek, “Supriz geldi” dedi. Ben daha ne olduğunu soramadan kapıdan Esad Çoşan Hoca girdi. Hocayı Cidde’de görmek hepimizi sevindirdi. Meğer, Esad Hocaefendi Kâbe’de itikafa girmiş. O sırada Hüsam Kahtani de itikafta bulunuyormuş. Tanışmışlar. Şeyh Hüsam da Hoca’yı vereceği ziyafete davet etmiş. Konuşma arasında Hoca’ya benden bahsetmiş olacak ki, Fakülteden hocam olduğunu öğrenmiş. Bu sebeple de bana Esad Hoca efendinin geleceğini sürpriz olarak söylemiş. Konuşmalar sırasında s... Devamı

26 07 2010

Benim Oyum: Anayasa Değişikliğine EVET... -1-

HALK OYLAMASINA SUNULAN  ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ NELER İÇERİYOR ?   Yazan: Muzaffer DELİGÖZ 12 Eylül 2010 Pazar günü Halkoyuna sunulacak olan 1982 Anayasa’sının bazı maddelerini yeniden düzenleyen 5982 sayılı kanun 26 maddeden oluşuyor.  Bu 26 madde ile 1982 Anayasa’sında bulunan 1 madde tamamen kaldırılmış, 3 maddesinden birer fıkra kaldırmış, 9 maddesine yeni fıkralar eklenmiş, 7 maddenin bazı fıkraları değiştirilmiş, 5 madde ise yeniden yazılmış bulunuyor. 1 maddesi ise, Anayasa değişikliğinin yürürlük ve halk oylaması konusunu düzenliyor. 1982 Anayasasında olup da değiştirilen, kaldırılan veya ilave yapılan maddelerin listesini aşağıda veriyoruz. Okuyucumuz bunları inceleyerek, kendi özgür iradesi ile söylenenlerin doğru olup olmadığını ve oyunun rengini takdir edecektir.   1982  ANAYASASININ METNİ     Madde 10/2 Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. 5982 SAYILI KANUN İLE YENİ EKLENEN FIKRA (10. Maddenin 2. fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.)                                                                    “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz"                                             ... Devamı

26 07 2010

Benim Oyum: Anayasa Değişikliğine EVET... -2-

ÖNCEKİ SAYFADAN DEVAM.. (1982 Anayasa'sını değiştiren 5982 Sayılı Kanunun Halk Oylamasına sunulacak değişiklikleri 1982 ANAYASASININ METNİ 2. ÜYELİĞİN SONA ERMESİ                           Madde 147/1                                 Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. 5982 SAYILI KANUN İLE KENAR BAŞLIĞI DEĞİŞTİRİLEN MADDE (Anayasanın 147 nci maddesinin kenar başlığı ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.)        2. ÜYELERİN GÖREV SÜRESİ VE ÜYELİĞİN SONA ERMESİ                                                  Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir. 1982 ANAYASASININ METNİ 3. GÖREV VE YETKİLERİ Madde 148/1 - Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bak... Devamı