23 Takipçi | 7 Takip
Diğer İçeriklerim (241)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
26 09 2010

Merhum Esad Çoşan Hocaefendi ile bir hatıram..

Merhum Esad Çoşan Hocaefendi

 

Merhum Esad Çoşan Hocaefendi İlahiyat Fakültesinde hocamdı.
Ayrıca, gazeteciliğim sebebiyle yakın görüşmelerim oluyordu. Bir defasında Cidde’de bulunduğum sırada; Suudi Arabistan’ın büyük tüccarlarından yakın dostum Hüsam Kahtani beni o akşama villasına davet etti. 1989 veya 90 yılları olabilir. Tam hatırlamıyorum “Bu gece Türklerin şerefine ziyafetim var” dedikten sonra; “Sana da ayrıca bir sürprizim var” diye ilave etti. Ramazan Bayramının hemen sonrasıydı. Akşam Kahtani’nin villasına gittim. Cidde Türk Konsolosluğunun yakınındaki bulunan büyün villanın bahçesinde büyük bir ateş yakılmış, etrafına sofralar konulmuş, kuzular çevriliyordu. Suudlular, misafirlerine büyük sinilerde (tepsi) bulunan pilavın üzerine bütün bir kuzuyu koyarak ikram ederler. Bu onların misafire verdiği önemi gösterir.
Gelen misafirler yalnız Türkler değildi. Birçok Suudlu Tüccar, Sudan’dan bir Bakan da vardı.  Bu sebeple kalabalık olan misafirlerin bir kısmı villanın içerisindeki adalarda oturuyorlar, aralarında sohbet ediyorlardı. Ben de bazı Türk arkadaşlarla birlikte bir odada otururken, Şeyh Hüsam yanıma gelerek, “Supriz geldi” dedi. Ben daha ne olduğunu soramadan kapıdan Esad Çoşan Hoca girdi. Hocayı Cidde’de görmek hepimizi sevindirdi.
Meğer, Esad Hocaefendi Kâbe’de itikafa girmiş. O sırada Hüsam Kahtani de itikafta bulunuyormuş. Tanışmışlar. Şeyh Hüsam da Hoca’yı vereceği ziyafete davet etmiş. Konuşma arasında Hoca’ya benden bahsetmiş olacak ki, Fakülteden hocam olduğunu öğrenmiş. Bu sebeple de bana Esad Hoca efendinin geleceğini sürpriz olarak söylemiş.
Konuşmalar sırasında söz, o günün aktüel konusu olan Başörtüsüne geldi. Ben kendisine: “Hocam, Türkiye’de bir avuç laik, her şeyi teslim alıp başörtüsünü yasaklayabiliyor, devleti istediği yöne götürüyorlar.. Buna mukabil; tasarruflarına inanılan “on”larca tarikat şeyhi hiçbir şey yapamıyor gibi bir manzara var. Biz bunu aralarındaki rekabet ve üstünlük duygusuna veriyoruz. Birkaç tanesi bile bir araya gelip başörtüsü veya Müslümanların diğer çok önemli konularını görüşüp, birlikte karar alamıyorlar. Siz bunlar arasında temayüz etmiş bir kişisiniz. Öncelikle siz bunların ayağına gidip bir yol açsanız olmaz mı ? Ümmetin menfaati için nefsin gururunun kırılması gerekmez mi ?  gibi biraz da söylenmesi fazla ileri giden cümlelerde Hocaya tariz de dahil, tenkitlerimi bildirdiğimde; “Muzafferciğim, Allah şahit ben bu gibi konularda diğer büyüklerin ayağına gitmek üzere teşebbüste bulundum.  Şimdi de gitmeye her an hazırım. Ama karşılık gelmedi” dediğini hatırlıyorum. Böylece, bir avuç İslam düşmanının neden ülkemizde senelerdir devlete hakim olduklarının sebebi anlaşılıyor.
O sebeple, “Esad Hoca, A.N. Sezer'i Cumhurbaşkanı olmadan 12 yıl önce çözdü” demenin ve bunu çözmenin hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Faydası da yok. Eğer mesele bazı şeyleri önceden bilme ise; netice getirmeyen bilmenin de kıymeti harbiyesi ve faydası yok.
Daha doğrusu; “Esad Hocamızın bunu 12 yıl önce çözmesinin ne faydası, ne neticesi oldu” demek daha da doğru olur bence..
Vesselam.
Muzaffer Deligöz www.muzafferdeligoz.blogcu.com www.muzafferdeligoz.com.tr

 

 


From: genclikgeliyorgrup@googlegroups.com [mailto:genclikgeliyorgrup@googlegroups.com] On Behalf Of GenclikGeliyor...
Sent: Sunday, September 26, 2010 3:44 PM
To: genclikgeliyorgrup@googlegroups.com
Subject: Es'ad Hoca, A.N. Sezer'i 12 yıl önce çözmüştü

 

 

 

Es'ad Hoca, A.N. Sezer'i Cumhurbaşkanı olmadan 12 yıl önce çözmüştü: "Duygusuz Ahmet hürriyetleri çiğniyor"

 


Avustralya’da şaibeli bir trafik kazasında vefat eden Prof. Dr. M. Es’ad Coşan Hoca, onuncu cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in nasıl birisi olduğunu tam 12 yıl önceden görmüştü. 27 Eylül 1988’de Evren tarafından Anayasa Mahkemesi Asil Üyeliğine atanan Sezer için hemen bir başyazı kaleme alan Coşan, Kadın ve Aile Dergisinin Ekim 1988 sayısının başyazısında şu tespitlerde bulunmuştu.

284
0
0
Yorum Yaz