23 Takipçi | 0 Takip
Diğer İçeriklerim (241)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
21 11 2004

GENEL KURMAY BAŞKANINDA OLMAYAN DOKUNULMAZLIK...

GENEL KURMAY BAŞKANINDA OLMAYAN DOKUNULMAZLIK

ER, ERBAŞ ve YEDEK SUBAYLARDA VAR.

 

Muzaffer DELİGÖZ ([1])

muzafferdeligoz@ena-ajans.com

Son kanun ([2]) sebebiyle şu anda dokunulmazlığı bulunmayan Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarına rağmen; askere alınan er, erbaş ve Yedek Subayların askerlikten önce işledikleri 2 yıla kadar olan hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı milletvekilleri gibi dokunulmazlıkları bulunmakta..

 

353 sayılı (ASKERİ MAHKEMELER KURULUŞU VE YARGILAMA USULÜ KANUNU) nun 20. maddesi ([3]) muvazzaf ve yedek er ve erbaşların ve yedek subay ve yedek askeri memurların askere girmeden önce veya silah altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi 2 yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davalarda ilk ve son soruşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır şeklindedir.

Bu dokunulmazlık 2006 yılına kadar 1 yıllık hapis cezası gerektiren suçlar için sağlanmış iken; 29/06/2006 tarihinde çıkarılan 5530 Sayılı Kanunun 7. maddesi ile “ 2 yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlar” şeklinde genişletilmiştir.

 

Bu dokunulmazlık Savaş hâlinde, silâh altında bulunan veya silâh altına çağrılan bütün asker kişiler aleyhine adliye mahkemelerinin görevine giren suçlardan beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ait soruşturma ve kovuşturma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılmaktadır.

 

Bu dokunulmazlıklar; Devlet memurlarında olduğu gibi herhangi bir amir veya Kurulun iznine tabi olmadan, sırf askerde olmaları sebebiyle kanunla sağlanmış “Askeri Dokunulmazlık” tır. Bu yönüyle Milletvekilleri tanınmış dokunulmazlıkların aynıdır.

 

ASKERİ DOKUNULMAZLIK HAKKINDA ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARI:

 

 

Bu uygulamanın Anayasa’nın 2,10,36 ve 141. maddelerine aykırı olduğuna karar veren Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas:2001/237) ve Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesi(Esas:2002/129) 353 sayılı “Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu”nun 20. maddesinin iptali istemi ile Anayasa Mahkemesine başvururlar.

 

Anayasa Mahkemesi;

“Anayasa’nın 10. maddesinde (Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.) denilmektedir. Bu kural birbiri ile aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenlemeler getirmek hem eşitlik ilkesine hem de hukukun temel kurallarına aykırılık oluşturur.”

 

“Anayasa’nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik olmayıp hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Durumlarındaki özellikler  kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. “

 

“Aynı suçu işlediği iddia olunan sivil kişilerden yargılama sürecinde asker olduğu tespit edilenler, asker olmayanlarla aynı hukuksal konumda değildir. Bu bakımdan, aynı suçu sivil konumda iken işleyen ancak daha sonra, vatan hizmeti ödevini yerine getirmek amacıyla (asker kişi) sıfatını kazanarak farklı bir hukuksal konuma geçen ve bu durumu devam eden kişilerin, aynı suçu işleyen sivil kişilerle ayrı kurallara bağlı tutulması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.”

 

“Askerlik hizmetinin aksamadan ve kesintiye uğramadan yürütülmesi amacıyla, hafif nitelikte olan bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davaların geri bırakılacağına ilişkin itiraz konusu kuralla devlet, cezalandırma hakkından feragat etmediği gibi davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkı da engellenmemektedir.”

“Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve miktarı ile artırım ve indirim nedenlerini saptayabilen ve Anayasa’nın 72. maddesine göre, askerlik hizmetinin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağını belirlemeye yetkili olan yasakoyucu, askerlik hizmetinin kesintiye uğramasını engellemek amacıyla hafif nitelikte sayılabilecek bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davaları askerlik süresinin sonuna bırakmak suretiyle askerlik hizmetinin aksamadan, sağlıklı biçimde yürütülmesi ve askeri disiplinin sağlanması ve korunmasıyla elde edilebilecek kamu yararının önemini gözetmiştir. Bu bakımdan hafif nitelikte sayılabilecek suçlara ait davaların ilk ve son soruşturma işlemlerinin askerlik bitimine kadar geri bırakılmasını öngören yasa kuralı Anayasa’nın 141. maddesine aykırı değildir.” diyerek Anayasa’ya uygunluk kararı vermiştir.([4])

 

Anayasa Mahkemesinin bu kararından 2 yıl sonra çıkarılan 353 sayılı (Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununu) değiştiren 29.06.2006 tarih ve 5530 sayılı (ASKERÎ MAHKEMELER KURULUŞU VE YARGILAMA USULÜ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN) ile ([5]) “Bir yıla kadar hapis gerektiren suçlar” hükmü, “İki yıla kadar olan suçlar” şeklinde genişletilmiştir.



([1]) Muzaffer DELİGÖZ  Gazeteci-Yazar muzafferdeligoz@ena-ajans.com  

([2]) 26/6/2009 tarih ve 5918 sayılı (TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN) MADDE 6 - 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 3 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askerî mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirâk halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adlî yargı mahkemeleri tarafından yapılır.”

([3])  353 sayılı ASKERİ MAHKEMELER KURULUŞU VE YARGILAMA USULÜ KANUNU  Madde 20 -  Er ve erbaşlar ile yedek subayların askere girmeden veya silâh altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ait davalarda soruşturma ve kovuşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır.

Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarmayı gerektiren suçlardan sanık yedek subaylar hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Savaş hâlinde, silâh altında bulunan veya silâh altına çağrılan bütün asker kişiler aleyhine adliye mahkemelerinin görevine giren suçlardan aşağı haddi beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirenler hariç olmak üzere, şüpheli veya sanık bulundukları diğer suçlara ait soruşturma ve kovuşturma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılır.

Savaş hâlinde, aşağıda yazılı suçlar hariç olmak üzere, askerî mahkemenin görevine giren asker kişiler hakkındaki suçlara ait soruşturma ve kovuşturma işlemleri, barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılır. Ancak teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askerî kurum amiri askerî menfaat ve zorunluluklar karşısında geri bırakma hükümlerinin uygulanmamasını askerî savcıdan isteyebilir:

A) Aşağı haddi beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar.

B) Askerî Ceza Kanununun 3 üncü babının birinci, üçüncü (63 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 76 ve 77 nci maddeleri hariç), dördüncü, beşinci (82, 83, 84, 95 inci maddeleri hariç), yedinci fasıllarında yazılı suçlar.

C) Askerî Ceza Kanununun 130, 131 ve 137 nci maddelerinde yazılı suçlar.

Geri bırakma süresi içinde zamanaşımı işlemez.

([4])  ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - 17/02/2004 tarih ve Esas: 2001/237 Karar: 2004/16

([5]) 5530 sayılı (ASKERÎ MAHKEMELER KURULUŞU VE YARGILAMA USULÜ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN) MADDE 7- 353 sayılı Kanunun 20 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 20 - Er ve erbaşlar ile yedek subayların askere girmeden veya silâh altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ait davalarda soruşturma ve kovuşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır.

Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarmayı gerektiren suçlardan sanık yedek subaylar hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Savaş hâlinde, silâh altında bulunan veya silâh altına çağrılan bütün asker kişiler aleyhine adliye mahkemelerinin görevine giren suçlardan aşağı haddi beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirenler hariç olmak üzere, şüpheli veya sanık bulundukları diğer suçlara ait soruşturma ve kovuşturma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılır.

Savaş hâlinde, aşağıda yazılı suçlar hariç olmak üzere, askerî mahkemenin görevine giren asker kişiler hakkındaki suçlara ait soruşturma ve kovuşturma işlemleri, barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılır. Ancak teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri askerî menfaat ve zorunluluklar karşısında geri bırakma hükümlerinin uygulanmamasını askerî savcıdan isteyebilir:

A) Aşağı haddi beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar.

B) Askerî Ceza Kanununun 3 üncü babının birinci, üçüncü (63 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 76 ve 77 nci maddeleri hariç), dördüncü, beşinci (82, 83, 84, 95 inci maddeleri hariç), yedinci fasıllarında yazılı suçlar.

C) Askerî Ceza Kanununun 130, 131 ve 137 nci  maddelerinde yazılı suçlar.

Geri bırakma süresi içinde zamanaşımı işlemez.”

 

0
0
0
Yorum Yaz