23 Takipçi | 7 Takip
Diğer İçeriklerim (267)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
04 04 2005

Bir Sosyal Yardımlaşma Kurumu

 

Avrupa’da Çıkmış olan bir SOSYAL YARDIMLAŞMA Sistemi:

KOOPERATİFLER

Muzaffer DELİGÖZ

 

·         Avrupa’da doğarak bize geçmiş olan Kooperatiflerin fonksiyonları itibariyle bir Sosyal Yardımlaşma Kurumu oldukları konusunda bir şüphemiz yoktur. Ancak, burada İslam toplumunun meydana getirdiği Vakıf ile batı toplumunun meydana getirdiği Kooperatiflerin bir Yardımlaşma Kurumu olarak ne kadar farklı mantıklara dayandığına dikkatinizi çekmek isterim.

     Vakıf’ta Vakfedenlerin kendilerine ait bir mal varlığını, ihtiyaç sahiplerinin yararlanması için, hiçbir maddi netice beklemeden ortaya koyan bu anlayıştır ve tam bir yardımlaşma mantığıdır. Kooperatiflerde ise, yalnız üye olanların  ortaya koyacakları değerlerden, yine üye olanların kooperatifle olan muameleleri kadar istifade etmesi çerçevesinde bir yardımlaşma mantığı vardır. Bu da İslam mantığı ile maddeci bir felsefeye sahip olan Kapitalist sistemin mantığını çok güzel bir şekilde göstermektedir.

        Kooperatifleri kısaca  incelemek gerekirse şunları söyleyebiliriz:

 

    KOOPERATİFLER:

      Kooperatiflerin; fakirin, işçinin, esnafın, üreticinin tekelci sermaye ile spekülatör gruplardan ve bunlara yardımcı olan iktidarlardan korunmak üzere bir tepki olarak doğduğunu görüyoruz. Ayrıca, kooperatiflerin asıl işlevlerinin Kapitalizmin sömürü alanlarından halkı kurtarmaya, korumaya yönelik olduğu da gelişim sürecinde  ortaya çıkmıştır. [1]

     Siğortaların ilk doğuşları da, Kooperatiflere paralel olarak, imkanı kısıtlı olan kişilerin gelecekteki zararlarını ezilmeden, yardımlaşarak karşılamak için olmuştur. Maalesef bugün Türkiye’de ve gelişmemiş ülkelerde Sigortacılık, Tekelci sermayenin ve halkın imkanlarını kendileri için kullanan belli bir zümrenin aracı haline getirilmiştir. Bankacılıkta da aynı hali görmekteyiz.

     Anayasamız ve kanunlarımız Kooperatiflere özel bir ilgi göstermiş, haklar ve imtiyazlar tanımıştır. Buna rağmen, gelişerek fonksiyonlarını ifa etmesi gereken Kooperatifler, belli bir siyasi ve ideolojik sol kesimin inhisarında imiş gibi görülmüş ve ilerde Devletimizin başına büyük bir bela kesilecek olan KİT lere yönelme olmuştur.

    Burada ele aldığımız konu, KOOPERATİFLER’de Sosyal Yardımlaşmanın  bir yolu olan;  kurulacak Yardım Sandıkları ve Fonları yoluyla  ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamaktır.

Kooperatiflerin ortakları ve çalışanları ile ilgili olarak YARDIM FONLARI kurabileceği hususu kanunlarımızdaki şu maddelere göre mümkün olabilmektedir:

 

       1-Kooperatifler Kanununun 1. Maddesinde

 “ ...ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini...karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ..” 

şeklindeki tarifin yapılan işe mutabık olması,

       2-Kooperatifler Kanununun 40. Maddesindeki: 

“Anasözleşme gerek kooperatifin memurları ile işçileri, gerekse kooperatifin ortakları için yardım kuruluşları vücuda getirmek ve bunları işletmek amacı ile YARDIM FONLARI kurulmasını hüküm altına alabilir.”

İbaresinin açık olarak cevaz vermesi,

       3-Sanayi Bakanlığının örnek Tip statüsünün 6/10 Maddesinde  

“ Gerektiğinde ortaklar ve personel için YARDIM FONLARI oluşturur...”

denmesidir.

 

    YARDIMLAŞMA FONU,

    Kooperatiflerin uluslararası ve Türkiye’deki kuruluş gayeleri ile de tam tamına mutabık ve kooperatifçiliğin hakiki gayesine uygun bir çalışmadır.

    Zira kooperatifçiliğin Dünya ve Türkiye’deki evrensel gayesi, bir araya gelen üretici, tüketici, işci vs gibi grupların sermaye ve spekülatörler tarafından sömürülmesini engelleyici; birlik-yardımlaşma-kefalet-dayanışma esaslarına dayalı ticari ve ekonomik faaliyetlerin yapılmasıdır.

    Bu sebeple Devlet bunlara çeşitli ayrıcalık ve muafiyetler tanımıştır:[2]

·       Vergi ve resimlerden muafiyet

·       Harç istisnası

·       FON kurabilme

·       Kredi Dağıtabilme

·       Komisyonculuk faaliyeti

·       Vs vs..

    Kooperatifçiliği cazip hale getiren imtiyazlardan biri, FONLAR dır. FON’lar, Yardımlaşma Sandıkları gibidir.  Ancak, bu Sandıklarının tabi olduğu esaslara tabi olmadan, özel kanunları bulunmadan, kooperatifler Kanunu ile çalışabilirler.

    Kooperatifler üyelerine kredi bulabilirler veya kendileri Kredi verebilirler. Ama, Bankalar kanununa tabi değillerdir.

    Kooperatifler, üyelerine iş bulup, dağıtabilirler, ama komisyoncuların tabi oldukları usullere uymak zorunda değil, kooperatifler kanununa tabidirler.

    Önce şunu belirtelim ki, Kooperatiflerin bu işlemi Siğorta’ya değil, aksine, Siğortaların yaptığı işlem Kooperatiflerinkine benzemekte ve hakikatte de onlardan alınmadır. Zira, Siğorta işlemleri diğer şirketlerin ticari işlemleri ve akitleri gibi bir veya birkaç kişinin anlaşması ile olamaz,

 

 “ sigorta, ...risklere karşı teminat veren, ekonomik riskleri kendi üyeleri arasında paylaştırarak olabilecek zarar ve ziyanlara karşı önlem alınmasına olanak sağlama faaliyetidir.”[3]

 

“Şu halde Siğorta, ... topluluğu oluşturan kişiler arasında karşılıklı olarak karşılanmasını sağlamaktır.”[4]

 

    Görülüyor ki Sigortada, şirket muamelelerinin dışında, tarafların çok olması ve aynı rizikoya maruz bulunmaları şartı var. Bu sebepledir ki Müellifler, iki kişinin gelecek hasarlara karşı yaptığı mukaveleyi, Siğorta olarak kabul etmiyorlar. [5]

    Görüldüğü üzere, sigorta tarif edilirken iş yaptığı kişilere şirketlerde bahsedilen bir tabirle müşteri, taraf, siğorta ettiren denmemiş, (üyeleri) (topluluğu oluşturan kişiler)  gibi kooperatiflere ait ifadeler kullanılmıştır.

    Birçok müellif,  Sigortaya benzeyen faaliyetlerin sigortadan ayrılması için birtakım ilkeler yazmak lüzumunu hissetmişlerdir. Bunlardan biri olan Doç.Dr.Sayın Mehmet Özkan şöyle yazıyor:

  ..Siğorta faaliyetlerinin, Siğorta faaliyetlerine benzeyen faaliyet ve olaylar arasındaki farklar belirlenebilecek ve aynı zamanda Siğorta faaliyetlerinin sınırlandırılması da olanaklı olacaktır. Şu halde tam anlamı ile Sigortadan söz edilebilmesi için sigortanın ve esas aldığı ilkelere uygun olması gerekmektedir.”[6]

 ............................

     Bugün birçok ülkede Kooperatifler siyasi bağımsızlığı tamamlayan ve ekonomik demokrasiyi sağlayan Sivil Toplum Örgütleri olarak kabul edilirler. Bu sebeple de, Sosyal Politikalara aracı olmaları yanında; geniş bir halk hareketini de oluşturmaktadırlar. Kooperatiflere sivil toplumun ekonomik örgütüdür; çiftçinin, esnafın, işçinin ekonomik savunma aracıdır diyebili­riz. Yani kooperatifler, ekonomik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleridir.[7]

    Bu sebeple, daha geniş bir alanda faaliyet gösteren kuruluşlar olarak kooperatifleri “Sendi­kalar”a benzetebiliriz.

    Batıda kooperatiflerin tekelci ve spekülatör sisteme bir tepki olarak çıktığını görüyoruz. Koo­peratifçiliğin gelişimini de, üretici veya tüketicileri bir araya getiren, onları ekonomik ve sosyal alanda bağımsızlığa ve özgürlüğe götüren bir Sosyo-Ekonomik hareket olarak görmekteyiz. Kooperatifler bu işlevlerini 19. yy ikinci yarısından itibaren bütün batı ülkelerinde yerine getir­diler. [8]

    Kooperatiflerin bu özelliğini, Sendikalarda da görüyoruz. Ancak O’nlar işçi sınıfı üzerinde yo­ğunlaştıkları için daha siyasal ve daha dar bir alan içinde bulunuyorlar. Kooperatiflerin ilk kurucuları işçiler olmuşsa da, zamanla daha geniş kesimlere yayılması sebebiyle işçi dışı ke­simleri de içine almıştır.

    Kısacası, Kooperatifler de Sendikalar gibi; fakirin, işçinin, esnafın, üreticinin ve tüketicinin ekonomik menfaatlerini, tekelci ve spekülatör grup ve iktidarların elinde dengelemiş, savun­muş ve korumuş kurumlardır. Bunlar zamanla Demokratik bir hareket hüviyetini almış; Eko­nomik ve sosyal demokrasinin temel kurumlarından biri haline gelmişlerdir.

 

   TÜRKİYE’deki GELİŞME

    Ülkemizin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması, demokrasinin yerleşmesi, çevrenin ve barışın korunması için, ülkemizde demokratik kooperatifçiliğin mutlaka geliştirilmesi gerektiği herkesçe kabul edilmesine karşın,  kooperatifçiliğin etkili bir biçimde  gelişmesi için gereken önlemlerin yeterince alındığını söylemek maalesef mümkün değildir ..[9]

    Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, özellikle 1920-1938 seneleri arasında Mustafa Kemal Paşa, özel ve devlet sektöründen daha fazla Kooperatifçiliğe önem vermiştir. Halbuki Avrupa, koo­peratifçiliği 1948 yıllarında ayrı bir sektör olarak algılayabilmiştir. Böylece Atatürk, genç Türk Cumhuriyetinde 1920’lerden itibaren ülke kalkınmasında kooperatifçiliğe gereken önemi vermiş, hatta bunu itici güç olarak kullanmıştır. 1920 de TBMM ne sunulan Kooperatif Şirket­ler Kanun tasarısı, kanunlaşamamasına rağmen bunun bir göstergesidir.

    1925 de çıkarılan bir kanunla kurulan Ankara Memurlar Tüketim Kooperatifinin 1 No.lu üyesi Mustafa Kemal Paşa, 2 No.lu üyesi Başvekil İsmet Paşadır.

    30 Haziran 1936 da Adana/Silifke Ziraat Bankasına verilen 9 köyü içine alan TEKİR KOO­PERATİFİ’NİN kuruluş dilekçesi, 1 No.lu üye M. Kemal Paşa tarafından verilmişti.[10]

    İlerki yıllarda bu konu oldukça değişik bir gelişme göstererek; 1980 lerden sonra ikti­darlara daha uygun gelen ve her türlü  suiistimale müsait KİT’ler oluşturulmuş; kooperatifler­den yararlanılması bir kenara bırakılmıştır.[11]

 

   ŞİRKETLERE GÖRE:

    Kooperatiflerle şirketlerin benzerliğine gelince, belirli ticari hedefleri olan ve ortak sayıları muayyen bulunan şirketler; Koope­ratifler gibi daha Sosyo-Ekonomik olamamışlar, belli ekonomik menfaatlere hizmet etmişler­dir. 

    Burada yeri gelmişken söylemek gerekir ki, Batıda gelişmiş olan HALKA AÇIK Anonim Şir­ketler, Kooperatiflerden daha etkin olarak Ekonomik Politikalar üzerinde tesir meydana ge­tirmişlerdir. Hatta denilebilir ki, Sendika ve Kooperatifler Sosyalizm ve Komünizmin pençe­sinden kurtulamazken, bu şirketler bu fikirlerin iflasına veya gerilemesine tesir etmişlerdir.

 

    SOSYAL POLİTİKALAR ve KOOPERATİFLER:

      Kooperatifçilik, Modern Sosyal politikaların birçok ilkeleri ile aynı hedeflere yöneliktir. Sosyal Politikaların hedefleri, toplumun hedefleridir. Bunlar da

·         Sosyal Gelişme

·         Sosyal Adalet

·         Sosyal Barış ve Denge

·         Eşitlik, Demokrasi gibi ilkelerdir.

      Bu hedefler, toplumu bunalım ve çatışmalardan koruyacak sağlıklı bir düzen oluşturmaya yöneliktir. Beynelmilel Kooperatifçiliğin hedefleri de bu ilkelere benzerlik taşır:

1937 de yapılan Uluslararası Kooperatifler Birliğinin 15.Kongresinde, yukarıdaki ilkeleri sağ­layıcı kararlar alınmıştır:

·         Açık üyelik

·         Demokratik Yönetim

·         Irk, din, siyasal tarafsızlık

·         Eğitim ve işbirliği

·         Faizin sınırlandırılması

gibi ana hedefler belirlenmiştir. Bu da gösteriyor ki, Kooperatifçiliği yalnız işçi sınıfının veya dar bir kesimin menfaatlerine uygun görmek büyük bir yanlışlıktır.

 

    KOOPERATİFLERİN ÇIKIŞI

     Modern manada kurulan ilk Kooperatifin 1844 yılında İngiltere’nin (ROCHDALE) şehrinde 28 dokuma işçisinin kurduğu TÜKETİM KOOPERATİFİ olduğu söylenir. [12]

1863 yılında Mithat Paşa’nın  kurdurduğu (TARIM KREDİ KOOPERATİFİ) denilebilecek (MEMLEKET SANDIKLARI) ile kooperatifçiliğin Türkiye’de başladığı kabul edilmektedir.

 

    GELİŞEN KOOPERATİFCİLİĞİN ABD ÖRNEĞİ:

     Kooperatifler diğer ülkelere göre,  ABD de oldukça geniş alanda kullanılmaktadır. Nakliye Kooperatifleri ABD’de diğer koope­ratiflere göre daha yenidir. Ülkelerin gelişmişlik durumuna göre, kooperatif kuruluşları da de­ğişiklik göstermiştir.

     1964 yılında ABD de 173 Ulaştırma Kooperatifinde 36.138 üye vardı. Bu üyeler, daha ziyade küçük işletmelerdi.

     Bunların yanında Taksi Sürücüleri de ayrı bir kooperatif oluşturdular. Bu kooperatifler üyeleri için ( bunlar küçük işletmelerdi) taşıma, sigorta ve diğer hizmetleri sağlıyorlardı. Bu koopera­tifler ayrıca taksi şöforlerinin SAĞLIK ve YAŞAM SİGORTASI’NI da  yaparak, ortaklarını gü­vence altına alıyorlardı. [13]

 

    TÜRKİYE’den DE BİR ÖRNEK:

       1975 yılında, bir nakliye kasabası olan Bolu/YENİÇAĞA’ da, üyelerin ARAÇLARININ ve  ŞÖFORLERİNİN kazaya uğramaları halinde, masraflarının karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma esasına uygun olarak, karşılıklı ke­falet usulü ile karşılanması için kurduğumuz ve iki yıl Müdürlüğünü yaptığım iki kooperatif muvaf­fakiyetli bir çalışma yapmıştı. Bu kooperatiflere Kdz. EREĞLİ ve KARABÜK Demir Çelik İşletmeleri nakliyatında çalışan 250 TIR dahil olmuş ve Kooperatifçiliğin gayesine uygun iyi hizmetler verilmişti.



[1]  Kooperatiflerin bu konudaki işlevlerini nasıl yerine getirdiklerinin misallerini Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 1964 yılında Cenevre’de yaptığı 49. İş Kongresi sebebiyle yayımladığı Raporda görüyoruz.  (T. Koop. Kurumu Yayın No:15 Ankara-1967)

[2]   Cemil Alver- Koop. Muhasebesi ve Koop. Hukuku-1994 Ank. Sh:132

[3] Doç. Dr. Mehmet Özkan-Siğorta işlemleri ve Muhasebesi-1998 İst Sh: V

[4] Doç. Dr. Mehmet Özkan-a.g.e. Sh: 9-10

[5] Doç  Dr. Huriye Kubilay-Yeni Değer Sigortası-1994 Ank Sh:65

[6] Doç. Dr. Mehmet Özkan-a.g.e. Sh:12

[7] Prof.Dr.Z:Gökalp MÜLAYİM – Atatürk’ten Bugüne Kooperatifçilik – Ankara/1998 Sh:134

[8] Prof. Dr. Sami Güven – Kooperatifçilik politikası – Bursa/1997

[9] Prof. Dr. Z. Gökalp Mülayim  a.g.e. Sh:5

[10] Prof. Dr. Z. Gökalp Mülayim  a.g.e. Sh: 17

[11] Prof.Dr.Sami Güven – a.g.e.

[12] Prof Dr. Z. Gökalp Mülayim – a.g.e. Sh.130

[13] Prof Dr. Sami Güven – a.g.e. Sh.211

125
0
0
Yorum Yaz