Korg. Faruk Güventürk Olayı - Muzaffer Deligöz'den Yazılar, Hatıralar - Blogcu



Muzaffer Deligöz'den Yazılar, Hatıralar

| SONRAKİ SAYFA

• 10.5.2006 - KORGENERAL GÜVENTÜRK DAVASI

 

KORGENERAL FARUK GÜVENTÜRK'ÜN

 

İZMİR'DE AÇTIĞI DAVA

 

Zülfikar Gazetesi’nin bütün yurtta tanınmasına ve de kapanmasına Korg.Faruk Güventürk’ün bir beyanatı sebep oldu. 1960 İhtilalinin kudretli paşalarından Doğu Menzil Komutanı ve Kayseri Örfi İdare Komutanı Korgeneral Faruk Güventürk, Müslümanlarla ve İslami faaliyetlerle çok uğraşıyordu. Yeşil Takke giydi diye bir genci yollarda sürüklüyor, Dükkânına ABDULHAMİD’in resmini asan Lokantacıyı paşalık kırbacı ile dövüyordu. Kayseri Bölgesinde kestiği kestik bir zorbalıkla Müslümanları sindiriyor ve bezdiriyordu.

 

Bu sırada Cumhuriyet ve Milliyet Gazetelerinde yayınlanan bir beyanatında “Risale-i Nur Talebeleri” için “Rusya’dan yardım alıyorlar” ,“Yeşil Komünistler” ifadeleri ile olmadık hakaretlerde bulunuyordu. Bu ifadeler Ahmet Feyzi Ağabey’i çok üzdü. “Ben buna bir cevap yazmak istiyorum çocuklar” dedi. Biz zaten dünden razıydık. Ben kâğıt kalemi alıp, dizinin dibine oturdum. O söyledi ben yazdım : “ Sen Kahraman Türk Ordusunun Paşası değil, materyalist komünistlerin maşasısın” başlıklı makale bittiğinde hepimiz görevini yapmışların rahatlığı içinde idik.

 

İzmir’in yine bir başka “köylü”sü, Mustafa Birlik Ağabey de bir makale ile ikinci yazıyı hazırladı. O haftaki sayımız bize göre muhteşem olmuştu. Kayseri’ye 500 adet gönderdik. Oradaki arkadaşlarımız her türlü tehlikeyi göze alarak gazeteyi dükkân dükkân dağıtmışlar. Gelen bir telgrafla 1500 tane daha istediler. Onu da gönderdik. O iki gün Kayseri karışmış, büyük hareket yaşamış. Fakat Paşa Hazretleri bu büyük tepki karşısında kimseye bir şey yapamadı. Ancak, İzmir C. Baş Savcısını arayarak Gazetenin Yazı İşleri Müdürü olan benim tevkif edilmemi sağlayabildi.

 

Başsavcı Güventürk’e karşı yazdığımız yazılar için amme davası açmak istedi. Bu konuda ifademizi alan savcıya Mustafa Birlik ağabey ve ben bu konunun şahsi dava sebebi olduğunu, bu sebeple ifade vermeyeceğimizi bildirmemiz üzerine (Baş Savcının bütün ısrarına rağmen) dava açılmadı. Daha sonra Mustafa Birlik Ağabeye gelen haberlere göre, konu Adalet Bakanı olan Sedat Çumralı’ya ve hatta Başbakan olan İnönü’ye kadar intikal etmiş. Ancak hükümet bu konuda bir emir göndermemiş.

 

Faruk Güventürk’ün İzmir’de bulduğu 2 CHP li avukat Ahmet Feyzi Kul, Mustafa Birlik ve Muzaffer Deligöz haklarında şahsi dava açtılar.  Duruşmada hâkime Faruk Güventürk’ün ithamlarını söylediğimizde; “Size ne? Paşa Nurcular’a söylemiş” deyince “Biz çevremizde Nurcu olarak tanındığımız için Korgeneralin Nurcular hakkındaki ithamları sebebiyle haysiyet ve şerefimiz rencide oldu. Bu sebeple de cevap vermek zorunda kaldık” dedik. 

 

Hâkim “O halde Nurcu olduğunuzu ispat edin” dedi. A.Feyzi Kul ağabey köyünün muhtarını şahit olarak getirdi. Muhtar 1. Dünya Harbi’ni görmüş, yaman bir kişi idi.  'Ahmet Feyzi hem nurcudur, hem de büyük bir âlimdir. Bunu Denizli'den tut İzmir denizine kadar bilmeyen yok ki. Ben hangi tarafını söyleyeyim.' Dedi. 

 

Mustafa Birlik ağabey dükkân komşusunu şahit olarak getirdi. O da “ Bütün çarşı Mustafa Birliği Nurcu olarak bilir. Kendisi Bediüzzaman’ın yakın talebelerinden biri” diye ifade verdi. Ben de daha önce yayınladığımız gazeteleri vererek, Risale-i Nur konusunda yazı ve yayınlarımızın olduğunu, Nurculuk sebebiyle mahkemeye verildiğimizi ispat etmiş olduk.

 

Neticede; yazıların hakaret içerdiğini kabul eden mahkeme bizi suçlu buldu. Hâkim “Üçünüze de altışar ay ceza veriyoruz” dedi. Daha önceden sabıkamız olmadığı için de cezaları tecil etti.

 

Ancak Gazete hakkında açılmış ikinci bir dava vardı ki, o davada Yazı İşleri Müdürü olarak ben sanıktım.  İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek dava için Savcılık beni ifade vermeye çağırdı. Suç olarak; Risale-i Nurların ve Mehter Marşının yayınlanması gösteriliyordu.  Savcı’ya Mehter Marşının ulusal bir marş olduğunu ve radyolarda dahi devamlı çalındığını söylediğimde “ Ama siz halkı ayaklanmaya kışkırtmak için Marşı yazıyorsunuz” dedi.  Bana “Siz çok genç birisiniz, Mehter Marşındaki kelimeleri bile anlamadığınızı zannediyorum. Marşın cümlelerini bana anlat bakalım” deyince “Beni cahillikle itham ediyorsunuz” dedim. “ o halde anlat bakalım” dedi. Ben de bunun dava ile bir ilişkisinin olmadığını,  ama kendileri “bunları ben bilmiyorum, bana anlatır mısın” derse anlatabileceğimi söyledim.  “Tamam” dedi  “Ben bilmiyorum bana açıklar mısın ?” Bunun üzerine ben de kelime kelime manalarını açıklayarak ne söylenmek istediğini anlattım. Savcının karşılığı şu sözler oldu “anlaşılıyor ki sizi çok güzel yetiştirmişler”

 

Tevkif talebi ile Sorgu hâkimliğine gönderildim ve tevkif edilerek 3 ay kalacağım Buca Cezaevine konuldum. Cezaevinde de Risale-i Nurun kerameti kabul ettiğim birçok hadiseleri yaşadım. Basın suçları “acele mevaddan” olmasına rağmen iddianame 3 ay hazırlanmadı ki, ben cezaevinde kalayım.. Hâlbuki bilmiyorlardı ki, benim içerde 3 ay görevim vardı. O’nu yerine getirdikten sonra Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan ilk duruşmada tahliye edildim ve sonunda da beraat ettim.

 


YEDEK SUBAY ÖĞRETMENLİK

 

Cezaevinden çıkınca, arkadaşlarımın beni karşılayacaklarını ve tahliye sevincini birlikte yaşayacağımızı zannediyordum. Tahliye muameleleri yapılıp, eşyalarım bana teslim edilince, 2 asker gelerek ellerime kelepçe vurdular. Ben, bir başka davadan dolayı savcılığa götürüldüğümü zannederken, asssubay benim askere sevkedileceğimi söyledi.

 

Hukuk talebesi idim ve tecillerim yapılmıştı. İmtihanlara girmesem de askere alamazlardı. Ama ne oldu ise olmuş, askerlik kararı ben içerde iken alınmıştı. Eller kelepçeli askerlik Şubesinin yolunu tuttuk. Lise mezunu olduğum için Yedek Subay Adayı öğretmen olarak sevkim yapıldı. Güzel bir tevakuf olarak Turgutlu’ya tayinim çıkmıştı. Böylece yeni bir hizmet safhası başlamış oldu.

 


Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
| SONRAKİ SAYFA
Bu Sitede; MUZAFFER DELİGÖZ' ÜN YAZI, RESİM, RÖPORTAJ VE HATIRALARINI BULACAKSINIZ.. muzafferdeligoz@ena-ajans.com


YAZILAR

Blogcu Yardım