Muzaffer Deligöz'den Yazılar, Hatıralar - Blogcu




Muzaffer Deligöz'den Yazılar, Hatıralar

ÖNCEKİ SAYFA | SONRAKİ SAYFA

• 26.9.2005 - BAYAN GÜL HAKKINDA


 

 Mine Şenocaklı'nın Ropörtajı-VATAN Gazetesi

 “Bayan Gül, Tatlı bir hanım ama siyaset de yapıyor...”

Hayrünnisa Gül’ü ’çok tatlı bir hanım’ olarak tanımlıyor Gülsün Bilgehan

Hayrünnisa Gül’ü ’çok tatlı bir hanım’ olarak tanımlıyor Gülsün Bilgehan, ancak hemen ardından ’siyasi misyonunu’ Çankaya Köşkü’nde de sürdüreceği konusunda emin olduğunu ekliyor. “Hangi siyasi misyon?” diyorum, AİHM’de Türkiye Cumhuriyeti hakkında açtığı davayı hatırlatıyor. Ona göre bu davayı açan bir kişinin Köşk’e çıkınca, türbanı bir siyasi sembol olarak siyasetin dışında tutması mümkün değil

Sizce türban serbest olmalı mı? En azından üniversitelerde...
Burada önce şunu konuşmamız gerekiyor; başörtüsü bireysel, özgür bir tercih deniyor. Peki öyle mi? Türkiye’de aile içi baskının oranı yüzde 97... Üniversite mezunu kadınlarımızın oranı sadece yüzde 4. Çalışma hayatındaki kadınlarımızın oranı ise yüzde 20. Bu şu demek; erkek kadını çalıştırmıyor. Çalıştırmayınca kadının ekonomik gücü olmuyor. Yani kadın mecburen bağımlı. Erkek ne derse onu yapmak zorunda. ‘Örtün’ deyince örtünüyor. Böyle bir ülkede türbanın özgür bir seçim olduğunu söyleyebilir miyiz?

Yani türban serbest olacaksa, bütün bu özgürlükler kazanıldıktan sonra olmalı. Öyle mi?
Kesinlikle... O zaman gerçekten bireysel özgürlükten bahsedilebilir. Bir de genç kızların erken evlendirilmesi var. Cumhurbaşkanı’nın eşinin de 15 yaşında evlendirildiğini biliyoruz.

Ama kendi kızlarını 15 yaşında evlendirmiyorlar...
Evet ama üniversiteyi bitirir bitirmez evlendiriyorlar. Bunlar özel hayata giriyor, konuşmamamız lazım ama Hayrünnisa Hanım’ın annesi, ’Aslında kızım okuyup, doktor olmak istiyordu’ diyor... Şimdi böyle bir hanımın bireysel tercihinden söz edilebilir mi? Ya da onu herhangi bir şekilde suçlamak ya da övmek ya da yermek? Bu insafsızlık olur.

Hayrünnisa Hanım’ın bireysel tercih yaptığını söylemek çok zor

Yani Hayrünnisa Hanım da özgür değil...
15 yaşında evlendirilmiş biri nasıl özgür olabilir?

Şu anda 42 yaşında ama...
Şimdiki düşünceleri eşinin düşünceleri. Onunkileri bilmiyoruz.

Peki sizce Hayrünnisa Gül, Çankaya’da siyaset yapar mı?
Yapıyor zaten. Çok tatlı da bir hanım ama o konumda olanlar ister istemez siyaset yapıyorlar.

Nasıl?
Şu anda ortada görünmüyor ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açabilmek herhangi bir kadının yapacağı iş değil. O zaten siyasetçi... Aslında sadece örtünmek değil ki sorun. Neredeyse Türkiye’nin yarısı baş örtüsü takıyor. Ama geleneksel şekilde, türban değil. Ben türbanı, İslamiyet’in de ötesinde siyasi bir simge olarak görüyorum. Zaten Hayrünnisa Hanım da böyle takıyor. Ve siyasi misyonunu da Çankaya’ya taşıyacak.

Peki Çankaya’ya türbanıyla çıktığında ne hissettiniz?
Arap dünyasındaki Müslüman kadınların örtülerinden kurtulmak için verdikleri mücadeleyi bilirken, Türkiye’nin 84 yıl geriye dönerek, tesettürün Çankaya’ya çıkmasını düşündürücü buluyorum. Şu anda Çankaya’da kadın erkek eşitliği çakışıyor. Ben eşitlik deyince kadınla erkeğin aynı şekilde güneşten yararlanabilme, denize girebilme ve giyinebilme hakkını anlıyorum. Yani 40 derece sıcaklıkta biri şortla gezerken, diğerinin kapalı bir kıyafetle sıkıntıya girmesini değil. Üstelik cumhuriyet kurulduğunda kadınlar eşitliği sadece kıyafet olarak değil, birlikte okuyabilmek, çalışabilmek olarak da kabul ediyorlar. Atatürk, Latife Hanım’la, İsmet Paşa, Mevhibe Hanım’la her yere birlikte gidiyor. Ama şimdi çok garip bir durumdayız. Yine eskisi gibi kadınlar bir tarafta, erkekler bir tarafta. Çankaya’da resepsiyon eşsiz yapılacakmış. Demek ki yine çeşitli nedenlerle harem-selamlık dönemi geri geliyor. Üstelik bu gidişle laikler de böyle yaşamak zorunda kalacak. Çünkü onlar da eşleriyle davet edilmiyor.

Times’ta çıkan bir yazının başlığında, “Gül, Türkiye’nin laik yasalarını koruma sözü veriyor” deniyor. Sizce koruyamaz mı?
Times, cumhurbaşkanının laik olmadığını söylüyor. Bu da durumun ümitsiz olduğunu gösteriyor. Türkiye laik, demokratik hukuk devleti olmayı başarabilmiş tek İslam ülkesi. Öteki ülkeler de bunu deniyor. Tunus, Fas, Mısır, Afganistan, İran... Atatürk döneminde onlar da bu devrimleri gerçekleştirebilmek için uğraşıyor. Ama hiçbiri başaramıyor. Çünkü şeriatı hiçbiri kaldıramıyor. Şeriatı kaldırabilmiş, halkı müslüman tek ülke Türkiye. Çoğu ülkede artık şeriat tümüyle uygulanmıyor. Ama kaldırılamıyor da... Bugün Irak’ta anayasa yapılıyor; birçok maddesi din ve Kuran referanslı. Onun için Batılı ülkelerin Türkiye’deki sistemi anlayabilmeleri çok zor. Bu sistemin ne kadar ince dengeler üzerinde durduğunu anlayamıyorlar. O dengelerden birinin altını çekerseniz tüm uyum bozulabilir. Onun için biz, yani bu sistemi devam ettirmek isteyenler, bu kadar endişeleniyoruz, hatta korkuyoruz diyebilirim.

Mesela hangi dengelerden birinin altı çekilirse uyum bozulur?
Din kurallarının kamuda da geçerli olması bütün dengeyi bozabilir.

Bu dönemi ‘İkinci cumhuriyetin zaferi’ olarak görenler de var...
Böyle bir tehlike var mı bilmiyorum. Uygulamaya bakacağız. Henüz ikinci cumhuriyetin kanıtlarını görmedik. Umarım görmeyiz. Ben birinci cumhuriyetin dünyada bir mucize gerçekleştirdiğini, bir destan yazdığını düşünüyorum. Onun için benim birinci cumhuriyetten vazgeçmeye kolay kolay niyetim yok. Benim gibi düşünenlerin de yok.

Çankaya ılımlı İslam cumhuriyetine geçti, ama Türkiye değil!

Dünkü konuşmamızda Çankaya’ya türbanın çıkması ılımlı İslam cumhuriyetine geçişin bir göstergesi demiştiniz...
Ben Çankaya Köşkü’nün ılımlı İslam cumhuriyetine geçtiğine inanıyorum. Ama Türkiye’nin değil! Babamın (Metin Toker) bir lafı vardı, her tuhaf giden işten sonra söylerdi. “Burası Türkiye. Burada Türkler yaşarlar ve böyle yaşarlar” derdi. Yaşasaydı mutlaka yine söylerdi. Bence bugüne çok uyuyor. Ben cumhuriyetin temel ilkelerinin, laikliğin, demokrasinin Türk halkı tarafından kesinlikle benimsendiğine inanıyorum. AKP’ye oy verenler dini kaygılarla değil, daha çok ekonomik beklentiler nedeniyle oy verdiler. Bütün araştırmalar da bunu gösteriyor. Yani ben AKP’ye oy veren Türk halkıyla Abdullah Gül ve ailesinin uyuştuğuna, aynı fikirde olduğuna inanmıyorum.

“Baykal’a kızgın değilim ama CHP için çok üzgünüm”

Bu dönem CHP’den milletvekili seçilemediniz. Ne yapacaksınız? Bilkent Üniversitesi’ndeki göreviniz sürecek mi?
Milletvekili olmadan önceki görevime devam edeceğim. Bilkent’te Uygulamalı Yabancı Diller Okulu’nda part time öğretim görevlisi olarak çalışacağım. Gençleri çok özlemiştim, onların arasına döneceğim için mutluyum. Siyasete de devam edeceğim herhalde. Siyaset de çok kolay bırakılmıyor çünkü.

Muhalif olarak mı?
Muhalif olmak benim tarzıma uymuyor. Kesinlikle CHP’ye de muhalif değilim zaten.

Baykal’a?
Hiç kimseye.

Ama seçimlerden sonra CHP yönetimini istifaya davet ettiniz. Şimdi o çıkışı hiç yapmasa mıydım diye mi düşünüyorsunuz acaba?
Hayır, hayır. O düşüncelerimi koruyorum. Ben CHP’ye muhalif olmak istemiyorum ve şu andaki durumuna üzülüyorum. Mutlaka Türkiye’nin çıkışı için çok daha güçlü, çok daha etkin bir Cumhuriyet Halk Partisi olması gerektiğini düşünüyorum. Daha başarılı olmak için hep birlikte ne yapmak gerekir diye düşünüyorum. Muhalif olarak anılmak istemiyorum. CHP’yi, şu anda çok ihtiyacımız olan eski, güçlü konumuna getirmek için ne yapabiliriz, hep birlikte düşünüyoruz sadece.

Kimlerle düşünüyorsunuz?
(Gülüyor...) Kendini CHP’li olarak gören herkesle birlikte.

CHP’nin yönetiminde sorun var

CHP’den istifa etmeyi düşünmüyorsunuz değil mi?
Tabii ki hayır. Neden istifa edeyim? Benim dedemin kurduğu parti.

Deniz Baykal’ı Parti Meclisi’nde fena eleştirdiniz... Ve 12’ler hareketinde de başı çektiğiniz söyleniyor...
CHP’ye oy verenlerin bu sonucu hak etmediklerini düşünüyorum. En azından parti yöneticilerinin başarısızlıklarını açık yüreklilikle değerlendirip, seçmenlerden özür dilemeleri ve geleceğe yönelik de yeni ümitler vaat etmeleri gerekiyordu. Tepkim o yüzdendi... Yoksa Baykal’a kızgın değilim, ama çok üzgünüm. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu zor şartlarda, CHP’nin üzerine çok görev düşüyor. Bizim çok daha etkin, çok daha hazırlıklı olmamız, daha bilimsel tekniklerle çalışmamız gerekirdi. Bu mümkün. Yeni kuşaklar son 30 yılın CHP’sini biliyorlar. Oysa CHP, cumhuriyeti kuran parti ve 1940’ların, 50’lerin, 60’ların, 70’lerin CHP’si farklı. Zaten CHP’nin şu andaki ilkelerinde, programlarında hiçbir sorun yok. Onlar olduğu gibi kalmalı ve korunmalı. 30 senedir süren yönetimde bir eksiklik var galiba.

“Türkiye’de büyükanneler torunlarından daha ileri!”

Gülsün Bilgehan Mevhibe Hanım’ın çok eski bir fotoğrafını göstererek, anlatıyor: “Bu anneannemin Osmanlı İmparatorluğu döneminde çektirdiği bir fotoğraf. Yıl 1919... Anneannem bir Osmanlı genç kızı. Tesettürlü ama saçları başörtüsünün altından gözüküyor... Yani o zaman bile şimdiki gibi bir tesettür yok. Şu anı düşünürseniz, biz Osmanlı’dan da daha gericiyiz. Maalesef büyükanneler torunlarından daha ileri Türkiye’de... ”

Haber: Mine Şenocaklı

     VATAN


Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:247
ÖNCEKİ SAYFA | SONRAKİ SAYFA
Bu Sitede; MUZAFFER DELİGÖZ' ÜN YAZI, RESİM, RÖPORTAJ VE HATIRALARINI BULACAKSINIZ.. muzafferdeligoz@ena-ajans.com


YAZILAR

  • .1960 Öncesi ve Sonrası
  • .3-e Projesi
  • .400 yıl Önce Ödenen Bedel
  • A.Necdet Sezer ve af
  • Ahmet Feyzi Kul
  • Ak Parti Hakkında
  • Ali Gürbüz-Bir İsimsiz Kahraman
  • Ali Ulvi Kurucu
  • Anayasa ve Inkilap Kanunları
  • Ankara da Fikir Dergahları
  • Anıt-Kabir Hakkında
  • Arap Sermayesi
  • Araç ve Köyümüz
  • Asker-Terör
  • Asıl Soykırımı kim yaptı ?
  • Avrupa Azınlıklar Haritası
  • Bayan Gül Hakkında
  • Bazı İslam ve Arap Fonları
  • Başlarken
  • Başörtü Konusu
  • Bediüzzaman-Risale-i Nur
  • Bekir Berk
  • Bio-Bilgisayar = İnsan Beyni
  • Bülent Ecevit'e sorumuz
  • Celal Talabani ve Kürt Hareketi
  • CHP nin Seçim Serüveni
  • Cumhuriyet Gazetesi Olayı
  • Danışmanlık Hizmeti
  • Demirel
  • Dini Yazılar
  • Diyanet - Camiler
  • Doğu Haber Ajansı
  • DTP ve Din
  • Dua Dağları Deler-Çiftcigüzeli
  • Erbakan - MNP - MSP
  • Ercüment Özkan
  • Ergenekon
  • Eski Yön.Kurullarının Mesuliyeti
  • Eğitim Konusunda
  • Eğitim ve Zeka
  • Fethullah Hocaefendi ve Okullar
  • FİHRİST
  • Gerede'nin Kalkınması
  • Hac
  • Haluk Nurbaki
  • Harp Okuluna Giriş
  • Hatıralarım
  • Hayvancılık - Ön Proje
  • Hukukumuzda Af Yetkisi
  • Hulusi Yahyagil
  • Huzur Hakları ve Kar Payı
  • Kalsit Fabrikası
  • Kastamonu Lisesi
  • Kaç Kişiyiz ?
  • Kooperatifler Hakkında
  • Korg. Faruk Güventürk Olayı
  • Koç Müzesine Bir Armagan
  • Krizden Çıkış
  • Kubbe ve Kainat
  • Kur'andan Dualar
  • Kuveyt'te Yatırımlar ve İmkanlar
  • Kısa Hayat Hikayem
  • Laiklik
  • Maddenin Ardındaki Sır
  • Masonluk-Masonlar
  • Medine Müdafiliği
  • Mehmet Feyzi Efendi
  • Mehmet Kutlular
  • Merkez Bankası
  • Milletvekillerine İllerinde Büro
  • Mustafa Kemal ve Din
  • Mustafa Kemal-İnönü
  • MÜSİAD
  • Nur Hizmeti
  • Nurcuların İlk Gazetesi
  • Papa'nın Konuşması Üzerine
  • PKK Hakkında
  • Radyo Konuşmalarım
  • Ramazan Hatıraları
  • S.Arabistan'da Çalışma Şartları
  • Said Özdemir
  • Seçimler
  • Sokrat
  • Sultan Abdulhamit II
  • Suudi Arabistan Kralı'nın Önemi
  • Suudi Piyasasında Türk İnsanı
  • Suç Duyurusu
  • Tahiri Mutlu
  • Telekomünikasyon
  • THY ve Vatan Gazetesi
  • Tohum Raporu
  • Türk Ticaret Merkezleri
  • Usema Binladin
  • Uyanan Dev: ÇİN
  • Yeni Dünya Düzeni
  • Yeniden Yapılanma
  • Yeşil Sermaye
  • YÖK ve Medreseler
  • Zeka
  • Züfikar Gazetesi - 1964
  • Çocuğu Vefat Eden Bir Dosta..
  • Özal'ın Cumhurbaşkanlığı Seçimi
  • Özalp'te 33 kişinin kurşuna dizilmesi
  • Özel Finans Kurumları
  • İbretli Sözler
  • İnsanın Yaratılışı
  • İnternet Nedir ?
  • İrtica
  • İslam'da Mehir
  • İslam'da Sigorta
  • İslam'da Sosyal Yardımlaşma
  • İstanbul Hakkında
  • Şeyh Nazım Kıbrisi'ye Cevap
  • Şirket Müdürleri

  •