ASKERİ YARGI ve YETKİLERİ -1-
Yazan: Muzaffer DELİGÖZ
Anayasa Mahkemesinin son kararından sonra Askeri ve Adli Yargının sınırları konusunda çok şey söylendi. Askeri Yargı’nın bağımsızlığı, Askeri Hâkim ve savcıların teminatı, Askeri Hâkim ve savcıların denetimi, Askeri mahallerde yapılan duruşmaların açık olup-olmadığı gibi hususlar ele alındı.
Askeri Yargı konusunda mevzuatımızda birçok Kanun bulunmaktadır. [1]
Hangi suçlara Askeri Yargı, hangi suçlara Sivil Yargı bakacak; mevcut davalardan hangileri Askeri Yargıya aktarılacak herkes bunu merak ediyor. Konuyu; Anayasa ve kanun hükümleri, mahkeme kararları ve Yüksek Yargı içtihatları ile ortaya koymak istiyoruz. Öncelikle Askeri Yargı konusunda ana hükümler getiren Anayasamızı incelemek gerekiyor:
1981 ve 1982 ANAYASALARI
Askeri Yargı konusundaki hükümlerini inceleyeceğimiz yürürlükteki 1982 Anayasasının, Askeri Yönetimce hazırlandığı, birçok konuda uluslararası standartlara uygun olmadığı, sivil bir Anayasa’nın artık yapılması gerektiği hususu herkesin üzerinde birleştiği bir konudur.
Bilindiği gibi, 1982 Anayasasını hazırlamak üzere kurulan 160 kişilik Danışma Meclisi üyelerinin tamamı Milli Güvenlik Konseyi (MGK) yani askerler tarafından seçilmiş kişilerdi. Bunlardan 120 kişi için, Valilere yapılan başvurular üzerine haklarında geçmiş araştırması yapıldı, o il için tespit edilmiş üye sayısının 3 katı kadar adayı Valiler MGK’ ye bildirdi. Diğer 40 kişi ise doğrudan MGK’ ye başvuranlar arasından seçildi.
1961 Anayasası da askeri yönetim tarafından hazırlanmış olmasına rağmen; 1961 deki Temsilciler Meclisi, 1982 deki Danışma Meclisine göre daha temsili nitelik taşımakta idi. Temsilciler Meclisinin yaklaşık 1/3’ü yapılan ön seçimle, önemli bir bölümü ise çeşitli meslek kuruluşlarının kendi temsilcilerini seçmesiyle oluşmuştu. Ayrıca, 1961 Temsilciler meclisinde anayasa yapım sürecinde partilerin de büyük etkisi oldu. 1982 deki Danışma Meclisinde partilerin bir katkısı olmadan anayasa oluşturulmuş, hatta 11.9.980 tarihine kadar partilere kayıtlı olanların müracaatları dahi kabul edilmemiştir.
1982 ANAYASA’SINDA ASKERİ YARGI:
Yargı konusu Anayasamızın 3. Bölümündeki 138 -160. maddelerinde yer almıştır. 138 -145. arası maddeler; Adli Yargıyı ve Yargının özelliklerini, 145. madde Askeri Yargıyı, 145 -160. arası maddeler ise Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay hakkındaki hükümleri içerir.
Sivil Yargıdaki Mahkemelerin bağımsızlığı, Hâkimlik ve savcılık teminatı, Hâkimlik ve savcılık mesleği, Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması, Mahkemelerin kuruluşu, Hâkim ve savcıların denetimini 6 maddede tedvir eden Anayasamız, Askeri Yargı konusunda sadece 145. madde ile yetinmiştir. Askeri Yargının özellikleri, maddenin son fıkrasında belirtilmektedir:
ANAYASA’DA ASKERİ YARGI:
Konumuz olan Askeri Yargı ile ilgili Anayasa’daki 145. madde aşağıdaki gibidir.
“MADDE 145. – Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.
Askerî mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.”
ASKER KİŞİLERİN YARGILANMASI:
Anayasa’nın 145. maddesinin 1. fıkrasına göre Askeri Yargı;
Asker kişilerin;
1. Askerî olan suçlarına, (askerî ceza kanununda düzenlenen suçlar)
2. Asker kişiler aleyhine işledikleri suçlara,
3. Askerî mahallerde işledikleri suçlara,
4. Askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili suçlarına bakar.
Askeri Yargının bu görevi, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanunun 9. maddesinde de aynen belirtmektedir.: Madde 9 - Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
ASKER OLMAYAN KİŞİLERİN YARGILANMASI:
Anayasa’nın 145. maddesinin 2. fıkrasına göre Askeri Yargı;
Asker olmayan kişilerin;
1. Özel kanunda belirtilen askerî suçlarına,
2. Kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada işledikleri suçlara,
3. Askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara bakmakla görevlidirler.
145. maddede, asker kişilerin yargılanacak suçları açık olarak belirtildiği halde, sivillerin yargılanacak suçları; kanunlara, ifa edilen görevlere, askeri mahallere atfedilmiştir. Yani Anayasamız sivillerin Askeri Yargı tarafından bakılacak suçlarının tespitini “Özel kanunda belirtilen askerî suçlarına” diyerek kanun koyucuya havale etmekte, Meclisin çıkaracağı kanunlara bırakmaktadır.
Bu konuda, ANAYASA Mahkemesi; “Anayasa’da, askerî mahkemelerin kuruluş ve işleyişinin kanunla düzenlenmesinin öngörülmesi; suçların, bunların cezalarının ve uyuşmazlığın çözümünde hangi mahkemenin görevli olacağının kanunda açık ve anlaşılır şekilde belirtilmesini gerektirir.” Şeklindeki kararı ile Askeri Yargı konusunda açıklık ve sarihliğin bulunması gerektiğini vurgulamıştır. [2]
ASKERİ MAHKEMELERİN KURULUŞU:
Askeri Mahkemeler; Disiplin Mahkemeleri, Askeri Mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Disiplin Mahkemeleri; “477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları hakkında Kanun” ile düzenlenmiştir. Bu Kanuna göre; biri başkan ikisi üye olmak üzere üç subaydan kurulur. Bu sebeple de disiplin mahkemelerinin üyeleri hâkim değildir.
Askeri mahkemeler ise; iki askeri hâkim ve bir subay üyeden kurulur. Ancak Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki askeri mahkeme, general ve amiralleri yargıladığı zaman üç askeri hâkim ile iki general veya amiralden kurulur. Subay üyeyi mahkemenin kurulduğu askeri Birliğin komutanı seçer. Askerî mahkemelerde bulunacak subay üyelerin, en az yüzbaşı rütbesinde muharip sınıftan olmaları, sanığın astı ve yargılama süresince en yakın amiri olmamaları ve taksirli suçlar hariç, bir suçtan hükümlü bulunmamaları şarttır. Bu mahkemelerde başkanlık görevini en kıdemli üye yapar.
ASKERİ MAHKEMELERİN YETKİLERİ:
Disiplin mahkemeleri, asker kişilerin bazı askerî suçlarına bakmaktadırlar. Bu suçlar kuruluş Kanununda belirtildiği üzere, kısa süreli kaçma, kısa süreli izin süresini geçirme, astına sövmek, hakaret etmek, nöbet talimatına aykırı hareket etmek, sarhoşluk, vb. basit suçlardır.
Askeri mahkemelerin yetkisi ise; Anayasa’da ve diğer kanunlarda belirtilen askeri suçlardan oluşmaktadır. Bunlar; askeri veya sivil kişiler tarafından veya birlikte işlenmiş olabilir.
Bir Askeri Mahkemenin yetkisi, kendisine bağlanmış birlik veya askeri kurum mensupları ile sınırlıdır. Yani bir mahkeme sadece kendi birlik ve kurumunun mensuplarını yargılayabilir. Asker olmayan kişilerin asker kişilerle müştereken işledikleri suçlarda da yetki aynıdır (Md:21)
Askeri Yargının bakacağı asker olmayan kişilerin suçları 353 sayılı “Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun” ile belirlenmiştir.
“Madde 12 - Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir.”
Görüldüğü üzere; sivil kişilerin işlediği suçlar 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununda yazılı suçlardan biri değil ise; sanıklar Askeri Yargı’da yargılanamaz.
Madde 9 - Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler
Madde 13- Askerî Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131 inci maddelerinde yazılı suçlar, askerî mahkemelerin yargı yetkisine tâbi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması, adlî yargı mahkemeleri tarafından, Askerî Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır.
ASKER ŞAHIS= ASKERİ KİŞİ KİMDİR ?
Anayasa’nın 145. maddesinde bahsi geçen “askeri şahıs=asker kişi” olarak kimlerin kabul edileceğini, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanunu açıklamaktadır. [3]
1) Muvazzaf askerler: Subaylar, askeri memurlar, askeri öğrenciler, astsubaylar, erbaşlar ve erler.
2) Yedek askerler (Askeri hizmette bulundukları sürece),
3) Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel,
4) Askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler,
5) Rızası ile Türk Silahlı Kuvvetlerine katılanlar,
Muvazzaf ve yedek askerlerin yanında Askeri işyerlerinde çalışan işçilerin de “askeri şahıs” içine dâhil edildiği görülüyor.
Aynı konuda hüküm getiren 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 3. maddesi [4] “askeri şahıs” ları sayarken işçilerden bahsetmemektedir. Burada iki kanun arasında bir farklılık mevcuttur. Ancak, “Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun” “Askeri Ceza Kanunu”na göre özel kanun olduğundan hükümleri bakımından öne alınıp, “Askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler” de yargılamada “askeri şahıs” olarak kabul edilecektir.
Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının “asker kişi” kabul edilmeleri; amirlerinin emirlerine uymamaları halinde mümkündür.
“Amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdurlar.” “Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir.”
“İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur” [5]
“Askeri Şahıs” kapsamına giren bir diğer grup ise “Rızası ile Türk Silahlı Kuvvetlerine katılanlar” şeklinde belirtilmiştir. Bunlardan kasıt; askeri operasyonlara kanuni mecburiyet olmadan iştirak eden siviller, korucular, istihbarat sebebiyle Silahlı Kuvvetlerin faydalandığı kişiler sayılabilir. 926 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU, 477 sayılı DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDA KANUN, 211 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU, 1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU gibi askeri şahıslarla ilgili hükümler içeren kanunlarda bu grubu belirleyen herhangi bir madde bulunmamaktadır.
Asker Kişilerin Yargılanması konusunu kapatırken çok enteresan bir hususu belirtmek isterim:
Gerek Anayasa, gerek Askeri Ceza Kanunu, gerekse Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’da asker kişilerin diğer asker kişiler aleyhine işledikleri suçlara Askeri Yargının bakacağı açıkça belirtilmiştir. Müşterek suçlarda olduğu gibi burada da önemli bir kural, suçların Askeri Ceza Kanununda belirtilmiş olmasıdır. [6]
___________
DİP NOTLAR
[1] TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI - 18/10/1982 -1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNU - 22/05/1930-353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun -25/10/1963- 211 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU - 4/1/1961-1600 SAYILI Askeri Yargıtay Kanunu - 27.06.1972-1602 SAYILI Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu - 04.07.1972-357 SAYILI ASKERİ HAKİMLER KANUNU - 26.10.1963 -477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDA KANUN -16/06/1964 -926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU - 27/07/1967
[2] ANAYASA MAHKEMESİ -E: 1999/13 K:1999/26 Tarih: 14.6.1999
[3] 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun - Madde:10
[4] 1632 Sayılı ASKERİ CEZA KANUNU: Madde 3 - Askeri şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ile askeri öğrencilerdir. Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 04/01/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.
(211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu: Madde 115 - Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından:
a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icap ettirdiği emirleri verebilir. Ceza vermek salahiyetleri yoktur. Maiyetin cezalandırılması icap eden hallerde en yakın askeri amire müracaat edilir.
b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar.)
[5] 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu: Madde 14 - Ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur
[6] 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun: Madde 12 - Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir.
DEVAMI SONRAKİ SAYFADA >>>>> |